AnasayfaÖzgeçmisimBasındaKitaplarKonuşmalarFotograflar
 

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi
Genel Kurul Tutanağı
22. Dönem 1. Yasama Yılı
83. Birleşim 22/Mayıs /2003 Perşembe


MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; şimdi, burada çok yanlış bir ifade kullanıldı. Yani, bir muhalefet partisi olarak, ne zaman ki, iktidar partisine bir kolaylık sağlıyoruz, çok yanlış noktalara çekiliyor. Bizim yaptığımız şudur değerli arkadaşlarım: Bazı maddelerin yeniden görüşülmesini komisyon talep etmiştir. Komisyonun bu talebini, AKP Grup Başkanvekili Danışma Kuruluna getirmiştir. Bizim oradaki oyumuz, siz bunları yeniden görüşebilirsiniz şeklindedir, yeniden görüşmeye fırsat vermektir. Yoksa, o maddelerle ilgili bizim herhangi bir mutabakatımız söz konusu değildir. Bu maddeler görüşülürken de, arkadaşlarımız, farklı düşüncelerimizi ifade edeceklerdir.
Yani, bir iktidar grubu, şu, şu, şu maddeleri yeniden görüşmek istiyoruz dediğinde, ona fırsat tanımakla hata mı ettik değerli arkadaşlarım?! Kamuoyunu böylesine yanıltmak doğru bir şey midir? Çok yanlış; ya bu usulleri öğrenir doğru kullanırsınız veya bilmediğiniz noktalara değinmezsiniz. Haberlerde de böyle yansıdı... Arkadaşlarım da, siz, bu 5 maddede mutabık
kalmışsınız diyorlar. Bizim, 5 maddeyle ilgili bir mutabakatımız söz konusu değildir; ama, bu maddeleri iyileştirmek istiyorsanız veya belli değişiklikler yapmak istiyorsanız, buyurun değiştirin diye bu fırsatı tanıdık. Bu yanlışlığı düzeltmek istiyorum; yoksa bu maddelerle ilgili farklılıklarımızı, farklı görüşlerimizi, biraz sonra sözcülerimiz açıklayacaktır.
Teşekkür ederim Sayın Başkan.

 

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi
Genel Kurul Tutanağı
22. Dönem 1. Yasama Yılı
83. Birleşim 22/Mayıs /2003 Perşembe


CHP GRUBU ADINA MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) - Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Uzunca bir süredir İş Kanunuyla ilgili müzakereler yapıyoruz; ama, zaman zaman kanundan ayrı, konudan uzak, burada görüşmeler de yapılıyor. Şimdi, Adalet ve Kalkınma Partisinin bu kanunun bazı maddelerini tekriri müzakere yoluyla buraya getireceğini duyunca, acaba önemli sistematik bir değişiklik olacak mı diye doğrusu biraz umutlanmıştık; ama, biraz önce, en önemli maddelerden biri olan, taşeronlaşma maddesiyle ilgili önerge, sizin oylarınızla da kabul edilip, yasalaşınca gördük ki, yapılan düzeltmeler, iyileştirmeler çok sembolik nitelikte, işin özünü, esasını ilgilendirmiyor.
Değerli arkadaşlarım, gene burada bazı arkadaşlarımız sık sık Cumhuriyet Halk Partisiyle ilgili, bizim muhalefet anlayışımızla ilgili gereksiz, anlamsız beyanlarda bulunuyorlar. Öncelikle kabul etmeniz gerekir ki, iktidar partisi tahammüllü olmak ve yasaların olabildiği kadar hızla çıkmasını sağlamakla görevli olan bir gruptur; yani, muhalefet partisi kadar iktidar partisinin rahat olma şansı yoktur; ama, bu Mecliste izlediğimiz manzarada, daha çok, iktidar partisinin muhalefet partisine ve muhalefet partisi sözcülerine dönük eleştirilerine tanık oluyoruz.
Şimdi bir arkadaşımız, bizim, Cumhuriyet Halk Partisi olarak IMF politikalarını izlediğimiz iddiasında bulundu. Nereden bulunuyor bu iddiada... Diyor ki: "Sizin içinizde Kemal Derviş var. O, geçmiş dönemde ekonomiden sorumlu bakan olarak IMF politikalarını uygulamıştı; öyleyse, siz IMF konusunda eleştiri getiremezsiniz." Değerli arkadaşlarım, Sayın Kemal Derviş, Cumhuriyet Halk Partisinin 177 milletvekilinden biridir. Sizin içinizde de, geçen hükümet döneminde bakanlık yapmış, şimdi de bakanlık yapan arkadaşlarımız var. Geçen hükümetlerin politikaları yanlışsa, sizin deyiminizle, onlar IMF politikası izlemişse, o bakanlar, bırakınız, sıradan bir milletvekili olmayı, sizin Bakanlar Kurulunuzda ne yapıyor, niçin aldınız? Şunu diyebilirsiniz: Bizim aldığımız bakan IMF konularından, ekonomiden sorumlu değildi. Ama, değerli arkadaşlarım, bizim Anayasamıza göre, Bakanlar Kurulunda müşterek ve müteselsil sorumluluk esastır; bir bakanın yaptığından bakanların hepsi sorumludur. Bunu göz önünde bulundurmak zorundasınız.
Kaldı ki, IMF'yle ilgili eleştiri yapabilmek için, sizin partinizin ve sizin hükümetinizin IMF karşıtı bir politikasının olması lazım. Yani, demeniz lazım ki, IMF reçeteleri kötü reçetelerdir, acı reçetelerdir; biz, bunları elimizin tersiyle ittik. Bunu yapmaya biraz teşebbüs ettiniz; ama, 18 Nisanda, çok daha kapsamlı, çok daha acı reçeteler içeren bir niyet mektubunu imzaladınız.
Öyleyse, partinize sahip çıkınız; öyleyse, hükümetinizin politikasına sahip çıkınız, bu IMF karşıtı söylemden biraz uzak durunuz.
Ben, hem IMF politikalarını uygularım...Haydi, bir başka zaman olsa yine yenilir yutulur da, IMF temsilcilerinin, gelip hesaplarımızı didik didik ettiği, işte o işçileri atacaksınız, bu kanunu niye çıkarmadınız diye, böyle, umumî müfettiş havasıyla hesap sorduğu bir dönemde, bu iktidara mensup bir milletvekili kalkmış, Cumhuriyet Halk Partisine, IMF'le ilgili çatışmaya çalışıyor. Bu inandırıcı değil, bu doğru değil, bu şık değil.
Değerli arkadaşlarım, bunları yapmayınız. Gelin, deyin ki, IMF'de kim oluyor kardeşim; biz kendi ulusal politikamızı yaparız, bunun gereklerini yerine getiririz; bizim IMF'ye falan ihtiyacımız yok, hepsini de Türkiye'den kovuyoruz. O zaman, gelin, her gün buradan konuşun, biz de sizi alkışlayalım. Onun için...
MUSTAFA ÜNALDI (Konya) - Kovmak değil...
MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla) - Hayır hayır... IMF politikasını uyguluyor musunuz uygulamıyor musunuz?! IMF'ye niyet mektubunu imzaladınız mı imzalamadınız mı?! IMF'nin her dediğini yapıyor musunuz yapmıyor musunuz?! Öyleyse...
FİKRET BADAZLI (Antalya) - Derviş... Derviş...
MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla) - Derviş'i falan bırak; Derviş, eski hükümetin bakanı. Şimdi, sizin hükümetiniz, Derviş'inkinden daha kapsamlı bir niyet mektubu imzaladı; onu uyguluyorsunuz; hâlâ, Derviş'e laf atıyorsunuz. Onun için, eğri oturup doğru konuşalım, neyi ne zaman söyleyeceğimizi çok iyi bilelim değerli arkadaşlarım.
Sonra, Cumhuriyet Halk Partisiyle ilgili... Bir kere, biz, ayrı bir tüzelkişiliği olan bir muhalefet partisiyiz. Sizden az oy almış olabiliriz; ama, milletin bize verdiği görevi, millî iradenin bize verdiği görevi sonuna kadar yaparız. Sizin bir miktar fazla oy almış olmanız, buradaki Cumhuriyet Halk Partisi milletvekillerinin eksikli olduğu anlamına gelmez. Burada her milletvekili eşittir, her milletvekili özgürce bu kürsüyü kullanır, her milletvekili eleştirilerini söyler. Buna karşı söyleyecek sözü olan da, yerinden laf atmak yerine, gelir burada cevabını verir; demokrasinin gereği budur. Bu gerekleri kavramazsak, başka partinin ne yapacağını tayin etmeye kalkarsak, büyük yanlış yapmış oluruz.
Sonra, bir "1930" lafıdır gidiyor. "CHP 1930da mı kalmış?.." O arkadaşlarımızın tarih bilmediklerini, yakın tarihi okumadıklarını anlıyorum. 1930'lu yıllar, değerli arkadaşlarım, Mustafa Kemal Atatürk'ün yönetiminde Türkiye'nin sürekli devrimler yaptığı yıllardır; Mustafa Kemal Atatürk'ün yönetiminde sürekli yatırımlar yapılan yıllardır; Mustafa Kemal Atatürk'ün yönetiminde, Türkiye'nin her tarafının demir ağlarla örüldüğü bir dönemdir. Cumhuriyet Halk Partisi, Mustafa Kemal Atatürk'ün bütün eserlerine, o nedenle de, 1930'lu yıllara sahip çıkmaktadır; ama, anlamadığınız bir şey var: Bir İnsanın tarihine, geçmişine sahip çıkması başkadır, değişime ayak uydurması başkadır. Cumhuriyet Halk Partisi, hem geçmişine, hem tarihine sahip çıkıyor hem de sürekli değişimi, yeniliği izliyor. Şimdi, işçiden yana olmak, ne zamandan beri çağdışı, 1930'ların anlayışı oluyor?.. Gidiniz, Avrupa'daki bütün sosyal demokrat partilerin de işçiden yana, çalışandan yana bir tavır içinde olduğunu göreceksiniz.
Böyle, arkadaşlarım çok güzel tanımlamalar yapıyorlar; kayıtdışı çalışan, kapkaççı, bu ülkenin kaynaklarını sömürmüş, hortumlamış insanların Türkiye'de anlatmaya çalıştığı bir anlayışın esiri olarak burada konuşursanız, Türkiye'ye yazık edersiniz!
Öyle işveren vardır ki, kuruşuna kadar vergisini öder, işçisini çalıştırır...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Özyürek, buyurun efendim.
MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla) - Toparlıyorum Sayın Başkan.
... sonuna kadar işçisine sahip çıkar, öyle insan vardır ki, devlete vergisini ödemez, SSK'ya primini ödemez, işçisine ücretini ödemez; bu iki işvereni aynı kefeye koyamazsınız. Cumhuriyet Halk Partisi, dürüst, namuslu, görevini yapan işverenden yanadır, işçiden de yanadır.
Şimdi burada 4 üncü maddeyle getirilmek istenen gazetecilerin istisna kapsamından çıkarılmasını doğru bir yaklaşım olarak biz de destekliyoruz. Gene burada -biraz sonra bir önergemizle gündeme gelecek- 4 üncü maddede öngörülen kesimle ilgili 50 işçinin 20'ye düşürülmesine dönük önergemize de destek verirseniz memnun oluruz.
Değerli arkadaşlarım, böylesine kapsamlı bir kanunu görüşürken birbirimize anlayış göstermek, yalan yanlış ifadelerden kaçınmak zorundayız.
Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Özyürek.

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi
Genel Kurul Tutanağı
22. Dönem 1. Yasama Yılı
83. Birleşim 22/Mayıs /2003 Perşembe


MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; şimdi, o kadar çok yanlış yapılıyor ki, neresini düzelteceğimize şaşıyoruz ve belli kavramları, siyasî tarihî, sosyal mücadeleler tarihini filan bilmeden ahkâm kesince de, gerçekten çok garip bir manzarayla karşı karşıya kalıyoruz. Onun için bu tartışmaya girmeyeceğim. Gerçekten, bazı tartışmaları, hüzünle izliyorum. Şimdi, bir arkadaşım "öşürle ilgili olayları bir anlatsam, Cumhuriyet Halk Partisi perişan olur" diyor.
Değerli arkadaşlarım, öşür ne zaman kaldırılmıştır? Bileniniz var mı? Öşür, Osmanlının uyguladığı bir vergi idi. 1925 yılında cumhuriyet tarafından, yani Cumhuriyet Halk Partisi tarafından kaldırılmıştır. (CHP sıralarından alkışlar) Tabiî, Sayın Kafkas'ın bunları bilmeye yaşı da müsait değil.
İZZET ÇETİN (Kocaeli)- Kapasitesi de müsait değil.
AGÂH KAFKAS (Çorum)- Anlatırım.
MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla)- Kimden duymuşsa yanlış duymuş. Bu kadar yanlış bilgileri de, gelip burada Meclisin yüce kürsüsünde satmak gerçekten yakışmıyor.
Ben, Türkçe konusunda dikkati olan bir arkadaşınızım. Gerçekten "takriri müzakere" bu Meclis kürsüsüne yakışmıyor. Onun için, adı tekriri müzakeredir -onu düzelttim- veya -"tekriri müzakere" biraz Arapça olduğu için söylemesi zordur- "görüşmenin yenilenmesi" deyin. Yani, onu istedim. Yoksa, kimsenin bilgisiyle benim bir ilgim yok; ama, herkesin eksiğini tamamlaması güzel bir şeydir. Rahmetli Uğur Mumcu'nun çok güzel bir sözü vardı: "Bazı insanlar, bilgi sahibi olmadan fikir sahibi oluyorlar." Gerçekten, burada konuşmaları izleyince, bilmeden, böyle peşin hükümle olayların çarpıtıldığını ve çok farklı noktalara çekildiğini görüyorum.
Burası bir kürsü değerli arkadaşlarım. Bütün millet bizi izliyor. Bu toplumun içinden süzülüp gelmiş 550 insanız. Burada belli bir kaliteyi tutturmak, bilgiyle konuşmak ve bilerek konuşmak hepimizin sorumluluğundadır. Böyle, kaptırıp, işte şu oldu bu oldu filan diyoruz da, belki burada gecenin bir saatinde birbirimizi tatmin ediyoruz; ama, dışarıdan izleyenler açısından çok kötü bir sınav veriyoruz. Bunu dikkatlerinize sunmak isterim.
Sonra, son anda bu önergeleri kimler yazmış, nasıl yazmış; doğrusu, biraz okuyunca ben hiçbir şey anlamıyorum. İnşallah, uygulamada bunlar anlaşılır. Diyor ki: "İş ilişkisinin bir süreye bağlı olarak yapılmadığı halde, sözleşme, belirsiz süreli sayılır. Belirli süreli işlerde veya belli bir işin tamamlanması veya belirli bir olgunun ortaya çıkması gibi objektif koşullara bağlı olarak işveren ile işçi arasında yazılı şekilde yapılan iş sözleşmesi, belirli süreli iş sözleşmesi sayılır." Yani, kabul edeceğimiz, ettiğimiz önergeler bunlar gibi yazılmış. Bunu dinledikten sonra "amin" demekten başka söyleyecek bir söz kalmıyor. (CHP sıralarından alkışlar)
Şimdi, ben, bir konuyu gündeme getirmek istiyorum. Sayın Komisyon Başkanımız buradalar. Sayın Komisyon Başkanımızın bir talebi üzerine bu maddeleri geri çektik ve Danışma Kurulunda da görüşerek, burada görüşülmesine fırsat vererek, kabul edildi, geldi.
Sayın Komisyon Başkanımızdan şunu öğrenmek istiyorum: "2, 4, 7, 11 ve 107 nci maddelerin, tasarının diğer maddelerinde yapılan değişiklikler nedeniyle, İçtüzüğün 89 uncu maddesi gereğince yeniden görüşülmesini arz ederiz" diye bir yazınız var Sayın Güler.
Bunu, Komisyonda kararlaştırarak mı getirdiniz, yoksa, siz, kişisel olarak mı çektiniz? Bunu öğrenmek...
ÜNAL KACIR (İstanbul) - Meclise hitap edin efendim...
MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla) - Hayır; bunu Sayın Başkana sorduğum için...
ÜNAL KACIR (İstanbul) - Böyle usul olur mu!
MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla) - Değerli arkadaşlarım, her şeyi de sorun yapmayın. Sayın Başkan orada.
ÜNAL KACIR (İstanbul) - Karşılıklı konuşulur mu!..
MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla) - Peki, burada sizi ne rahatsız etti?! (AK Parti sıralarından gürültüler)
ÜNAL KACIR (İstanbul) - Buyurun, bize hitap edin.
MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla) - Peki, ben, kime nasıl hitap edileceğini bilmiyor muyum?!
ÜNAL KACIR (İstanbul) - Herhalde efendim...
MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla) - Sayın Başkan orada oturuyor; Sayın Başkana bir soru sordum...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ÜNAL KACIR (İstanbul) - Böyle bir usul yok efendim.
M. CEVDET SELVİ (Eskişehir) - Nereden biliyorsun böyle bir usulün olmadığını yahu!
MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla) - Böyle bir konuda müdahale etmek gerekirse, Meclis Başkanı da orada oturuyor.
Şimdi, değerli arkadaşlarım, bakınız, eğer, usullere uygun, demokratik bir şekilde bir müzakere yapmak istiyorsanız... Burada, kalktım, usulle ilgili bir şey söylüyorum, buna bile tahammül edemiyorsunuz. Derdiniz nedir, anlamış değilim! Kavga mı çıksın istiyorsunuz!
ÜNAL KACIR (İstanbul) - Hayır...
MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla) - Ee, niye laf atıyorsun?!
ÜNAL KACIR (İstanbul) - Laf atmıyorum efendim; usule davet ediyorum.
BAŞKAN - Sayın Özyürek...
MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla) - Ne hakkın var?! Meclis Başkanı yok mu?!
BAŞKAN - Sayın Özyürek, lütfen, sorunuzu tamamlar mısınız.
MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla) - Sayın Başkana soruyorum... Dönerek sorabilir miyim Başkanım?
BAŞKAN - Buyurun.
MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla) - Şimdi, Sayın Başkan, bu yazıyı, yani, 2, 4, 7, 11 ve 107 inci maddeleri yeniden görüşülmek üzere çekerken ve böyle bir öneride bulunurken, komisyonda oturup bir müzakere yaptınız mı? Böyle bir karar aldınız mı? Yoksa, kişisel inisiyatifinizi mi kullandınız?
BAŞKAN - Sayın Özyürek, tamamladınız mı efendim konuşmanızı?
MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla) - Evet, tutanaklara geçsin diye bunu öğrenmek istiyorum.
BAŞKAN - Sayın Başkan, Hatip konuşmasını tamamlasın...
MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla) - Hayır, hayır... Hemen cevap...
BAŞKAN - Hayır, siz, konuşmanızı tamamlayın efendim... Lütfen...
MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla) - Hay hay.
Değerli arkadaşlarım, benim, usul açısından öğrenmek istediğim, tutanaklara geçirtmek istediğim budur; çünkü, bu yetki hükümete ve komisyona verilmiştir. Komisyon da bir kuruldur, hükümet de bir kuruldur. Böylesine önemli bir tekriri müzakereyi, yeniden görüşmeyi komisyon başkanı tek başına talep edemez. Bu, ancak komisyonun, yani, kurulun kararıyla olur. Benim bildiğim kadarıyla...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Özyürek, son cümlenizi alayım. Lütfen efendim...
MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla) - Komisyon üyelerinden benim öğrendiğim kadarıyla, böyle bir toplantı yapılmamıştır; komisyonun böyle bir kararı yoktur. Burada bir içtüzük ihlali vardır. Anayasa Mahkememizin kararları çok açıktır. Burada bir eylemli İçtüzük ihlaliyle karşı karşıyayız. Eylemli yeni bir İçtüzük oluşumuyla karşı karşıyayız. Arkadaşlarımız öşür nasıl kalktı, Cumhuriyet Halk Partisi ne yaptı diye bize ders vereceklerine, derslerini çalışıp biraz usul öğrensinler diyorum.
Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Sayın Özyürek, teşekkür ediyorum.