AnasayfaÖzgeçmisimBasındaKitaplarKonuşmalarFotograflar
 

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi
Genel Kurul Tutanağı
22. Dönem 1. Yasama Yılı
67. Birleşim 16/Nisan /2003 Çarşamba

MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) - Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; doğrusu, İçtüzük tartışmalarını yaparken, daha mürekkebi kurumadan, böyle, antidemokratik bir uygulamayla karşı karşıya kalacağımızı asla tahmin etmemiştik. Demek ki, biz, Cumhuriyet Halk Partililer olarak, hâlâ, İktidar Partisiyle ilgili iyi niyetimizi koruyormuşuz; ama, biraz önce okunan, Sayın Fatsa'nın da izah ettiği temel yasa önerisini dinledikten sonra, burada, muhalefetin, bundan böyle, konuşma hakkının, muhalefet yapma hakkının, kanunların maddeleriyle ilgili olarak katkı yapma hakkının bütünüyle ortadan kaldırılacağını, ne yazık ki, çok acı bir şekilde gördük; bundan büyük üzüntü duyuyoruz değerli arkadaşlarım.
Resmî Gazetede daha yeni yayımlandı. Buradaki konuşmaları hepiniz hatırlıyorsunuz. Temel yasa nedir? Deniliyor ki: "Sayın Araslı temel yasayı tarif etsin." Peki, iktidar partisi, buraya bir teşkilat yasasını getirirken bunun temel yasa olduğuna dair herhangi bir açıklama getirdi mi?! Diyor ki: "Madde madde görüşülmesi vakit alır; bizim, muhalefetin eleştirilerini dinlemeye tahammülümüz yok; öyleyse, bunu bölüm bölüm konuşalım, beş dakikada beşiktaş yapalım, geçelim." Değerli arkadaşlarım, bu tutum, kesinlikle antidemokratiktir; bu tutum, kesinlikle, Türkiye'de demokrasinin köküne kibrit atmaktır, benzin dökmektir. Geliniz, bundan vazgeçiniz. Sayın Başbakan da lütfettiler, buraya geldiler; mutluluk duyuyorum; ama, bu Meclisi, böyle, yok yerine sayacaksanız, bu Meclisi çalıştırmayacaksanız, o zaman, milletten niye oy istedik değerli arkadaşlarım; millet bizi buraya niçin gönderdi?! Hükümet hazırladı; hükümet hazırladığına göre eller kalksın, kanun kabul edilsin ve mesele bitsin! Değerli arkadaşlarım, bu, yol değil; bu, demokrasi değil; bu, katılımcılık değil; bu, Adalet ve Kalkınma Partisinin meydanlardaki söylemine uygun bir yol değil; bu, Sayın Erdoğan'ın yaptığı demokrasi mücadelesine uygun bir yol değil. Kısa sürede bu yoldan dönmenizi kesinlikle öneriyoruz.
Şimdi, Sayın Fatsa dedi ki: "Biz, insaflı davrandık; beş altı bölüm halinde getirdik, bir bölüm halinde de getirebilirdik." O zaman, bu kanunu hiç getirmeseydiniz. Mademki, bazen, burada değerli sözcüler de söylüyor "biz seçim bildirgemizde yazdık, acil eylem planımızda da yeri var"; öyleyse, bunları burada görüşmeye bile lüzum yok, bunun gereği yapılmıştır.
Değerli arkadaşlarım, şunu kesinlikle bilmeliyiz ki, temel yasa, iki bakanlığı birleştiren yasa değildir. Temel yasa, toplumun bütününü ilgilendiren yasadır. Nedir; geçmişte Meclisimizde Medenî Kanun görüşüldü; yüzlerce maddeden oluşuyor, kendi içinde çok önemli bir tutarlılığı var, çok uzun araştırmalardan, incelemelerden sonra yapıldı. Ceza Kanununu getirirsiniz, Türk Ticaret Kanununu getirirsiniz, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununu getirirsiniz, toplumun bütün kesimlerini ilgilendiren, kendi içinde tutarlılığı olan bir yasadır, o zaman, bunu, elbette, temel yasa olarak biz de kabul ederiz; ama, zaten mevcut olan iki Bakanlığı tek çatı altında toplamak, zaten pek çoğu eski kuruluş kanunlarında da olan buradaki maddeleri bir araya getirmek, nasıl bir mantıkla temel yasa kabul ediliyor?! Doğrusu, bunu hayretle karşılıyorum, büyük üzüntüyle karşılıyorum ve demokrasi adına büyük üzüntü duyuyorum. Korkarım ki, bugün, Türkiye Cumhuriyetinin demokrasi tarihine, çoğunluğun demokrasiyi katlettiği bir gün olarak geçer. Geliniz, böylesine yanlışa imza atmayınız.
Değerli arkadaşlarım, ne olacaktı, bu iki bakanlığın birleşmesi yasa tasarısı temel yasa olarak görüşülmeseydi ne olacaktı; zaten topu topu 40 madde, her maddede konuşulması da söz konusu değil; birkaç saat daha fazla çalışarak, Meclisimiz bunu kabul etmiş olacaktı; ama demokrasi kurtulacaktı, ama Meclis by-pass edilmeyecekti.
Değerli arkadaşlarım, Adalet ve Kalkınma Partisinin buraya getirilen önerisinde, yasanın sistematiği de bozulmaktadır. Şimdi, gruplandırmalara bakarsanız, yasa tasarısındaki gruplandırmaların dışında bir yöntemin izlendiğini de görürsünüz.
Değerli arkadaşlarım, dünyanın her yerinde, yasa yapmak, teknik bir iştir, millî iradeyi çok yakından ilgilendiren bir iştir. Dünyanın hiçbir yerinde, yasaların yapılması, kabul edilmesi, sadece parmakların kalkması değildir.
Cumhuriyet Halk Partisi, bu antidemokratik yöntemle, bu Meclis Genel Kurulunu by-pass etmek isteyen yöntemle, bu çoğunluk iradesine dayanarak, muhalefeti yok sayan, muhalefetin sözünü kesmek isteyen anlayışla, hukuk çerçevesinde, sonuna kadar mücadele edecektir.
Bu düzenlemeniz, öncelikle Cumhurbaşkanından dönecektir. Bu düzenlemeniz, öncelikle Anayasa mahkemesinden dönecektir. Zaman zaman bu uyarıları burada yaptığımızda, bazı arkadaşlarımız "siz Cumhurbaşkanından bilgi mi aldınız, istihbaratınız mı var" diyorlar. Hayır, değerli arkadaşlarım, bizim istihbaratımız filan yok; bizim hukuk bilgimiz var, bizim hukuka saygımız var. (CHP sıralarından alkışlar) Hiç öyle anlaşma filan yok. Cumhurbaşkanı bu konulara tenezzül edecek bir insan değildir. Cumhuriyet Halk Partisi de, böyle pazarlıklar içerisine girecek olan bir parti değildir. (CHP sıralarından alkışlar) Burada bizim söylediklerimiz, hukukun gereğidir. Burada, bizim söylediklerimiz, demokrasinin gereğidir. Burada, bizim söylediklerimiz, Anayasanın gereğidir.
Değerli arkadaşlarım, 36 ncı sıradaki tasarıyı 2 nci sıraya çekiyorsunuz. Peki, aceleniz ne?! Ne aceleniz var?! 36 tane daha tasarı var. Şu hepimize dağıtılmış olan bekleyen tasarılar listesine bir göz atarsanız, bunun kadar önemli tasarılar var; ama, -bunu herkes söylüyor; ama, ben, burada, söylemek istemezdim- bu acelecilik, bu hukukdışılık, bu Genel Kurulu, bu Meclisi by-pass etme arzusu, ne yazık ki, iktidarın, AKP iktidarının kadrolaşma arzusundan başka bir şey değildir değerli arkadaşlarım.
Türkiye'de insanları kıyıma uğratacaksınız, çıkaracağınız kanunla iki bakanlıkta çalışan üst düzey insanları otomatik olarak görevden alacaksınız ve yerine, dilediğiniz insanları getireceksiniz... Acelenizin bundan olduğu anlaşılıyor; ama, değerli arkadaşlarım, hiçbir iktidar, partizanlık yaparak uzun süre iktidar olamamıştır. Hiçbir iktidar, kadrolaşmayla bir yere varamamıştır. Hiçbir iktidar, sadece kendi adamlarını, kendi yandaşlarını göreve getirmek suretiyle topluma hizmet etmemiştir.
Ne yazık ki, şu anda, tercih edilen yol, Anayasayı bir kenara bırakalım, demokrasiyi bir kenara bırakalım, özgürlükleri bir kenara bırakalım; ama, telaşla, aceleyle, adamlarımızı bir yere yerleştirelim.
Değerli arkadaşlarım, bu yol değildir. Bu yoldan kısa sürede dönmenizi, demokrasi adına, halkımız adına diliyorum. Burada biraz sonra yapacağınız oylamanın, mutlaka, açık oylama şeklinde yapılmasını diliyoruz; bu yönde bir önergeyi de Başkanlık Divanına sunmuş bulunuyoruz. Korkarım ki, bu tasarrufunuz, Meclisi boşu boşuna işgal etmek olacaktır. Meclisi by-pass eden, Anayasayı hiçe sayan, demokrasiyi bir kenara atan bu tasarrufunuz, Cumhurbaşkanından da, Anayasa Mahkemesinden de dönecektir; o zaman "Cumhuriyet Halk Partisi gelip bunu söylemişti, Meclisi boşu boşuna işgal ettik" diyeceksiniz; ama, sizden özür dilemenizi filan beklemiyoruz. Bunu, 6 defa yaptınız. Burada kalktık sizleri hep uyardık. Yine, daha geçenlerde dedik ki, belli gruplara imtiyaz sağlayan kanunları buradan çıkarmayın, büyük yanlışları yapmayın. Yaptınız, ne oldu; Cumhurbaşkanından döndü. Ne oldu; boşu boşuna, belli insanları himaye eder duruma geldiniz; ama, tam teşebbüs halinde yakalandınız, bir noktaya da varamadınız.
Değerli arkadaşlarım, bizden söylemesi, bizden uyarması... Demokrasi zor bir iştir. Demokrasi tahammül rejimidir. Demokraside muhalefete tahammül edeceksiniz, muhalefetin eleştirilerini dinleyeceksiniz. Bir "temel yasa" kavramı bulduk, bir kolay yol bulduk; hadi bakalım, Cumhuriyet Halk Partisi bundan sonra konuşsun da görelim mantığıyla, daha, içtüzük değişikliğinden sonraki ilk yasayı, böylesine Meclisin önüne dayayarak, Cumhuriyet Halk Partisinin önüne dayayarak, "işte, bizim demokrasi anlayışımız budur; hadi bakalım görün" diye efelenmenin çok yanlış olduğunu, bu Meclise yakışmadığını, daha beş ayı, altı ayı dolan bir iktidara yakıştıramadığımızı bir kez daha hatırlatıyor, hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Sayın Özyürek, teşekkür ediyorum.

 


Türkiye Büyük Millet Meclisi
Genel Kurul Tutanağı
22. Dönem 1. Yasama Yılı
67. Birleşim 16/Nisan /2003 Çarşamba


MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; biz, öncelikle, neyin temel yasa olup neyin olmadığı konusuyla ilgili bir tartışmayı gündeme getirdik. İki bakanlık birleşsin mi, birleşmesin mi, nasıl birleşsin, hangi maddelerde ne gibi değişiklikler yapılırsa daha etkin bir çalışma yöntemi bulunabilir konularında görüşlerimizi, eğer fırsat verilseydi anlatacaktık; ama, Sayın Şahin büyük bir iyi niyetle dedi ki: "Ben, 91 inci maddenin bu şekliyle düzenlemesine karşıydım, imza attım, dava ettik; ama, Anayasa Mahkemesi o kısmıyla ilgili bir karar vermedi."
Şimdi, Sayın Şahin, pozisyonunuz değişince görüşünüz değişti mi?
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) - Hayır.
MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla) - Pozisyonunuz değişince, adalet anlayışınız, hukuk anlayışınız değişti mi? (CHP sıralarından alkışlar)
Anayasa Mahkemesi, o konuda bir görüş bildirmeyebilir; ama, siz samimiyseniz, gerçekten demokrasiden yanaysanız, gerçekten hukuktan yanaysanız, o görüşünüzü muhafaza ederdiniz ve burada, antidemokratik bir düzenleme yapılmasına engel olurdunuz.
Şimdi, 1973'teki düzenlemeden, 1973'ten hareketle Cumhuriyet Halk Partisini suçlamaya kadar giden şeyler oldu. Burada, tekrar oralara dönmek istemem; ama, Sayın Erbakan'dan bahsettiğim zaman, burada, pek çok arkadaşım itiraz ediyor. 1973 yılında, buradaki arkadaşlarımızın bir kısmı vardı, bir kısmı yoktu; yani, böyle çok eskiye dayalı değerlendirmeler yapılırsa, bu değerlendirmelerden Adalet ve Kalkınma Partisi kârlı çıkmaz. Bunu peşinen ifade edeyim; ama, benim anlayışım, Sayın Başkanın da verdiği izin çerçevesinde, buralara girmeye, tahrik etmeye, Mecliste kavga çıkarmaya müsait değil; biz, hiçbir zaman bu yola başvurmayız. Ama, demokrasinin... (AK Parti sıralarından "Yapma yahu!" sesleri)
"Yapma yahu" diyen arkadaşım, ben, aylardır burada konuşuyorum, beni dikkatli dinlemediğin anlaşılıyor. Bizim buradaki bütün çabamız, bu Meclisi açık tutmaktır değerli arkadaşlarım; bunu açıkça anlamanız lazım. Birinci mesele, bu Meclisi açık tutmaktır. "Yanlış yaparsanız, bu Meclisi ben bile açık tutamam" demişti İsmet Paşa; hiç kimse açık tutamaz. (AK Parti sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler) Onun için, şimdi, bu Meclisi, birinci mesele... (AK Parti sıralarından gürültüler)
BAŞKAN - Sayın Özyürek... Sayın Özyürek... Sayın Özyürek, müsaade eder misiniz. (AK Parti sıralarından gürültüler)
MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla) - Buyurun Sayın Başkan.
BAŞKAN - Sayın milletvekilleri... Arkadaşlar, sükuneti sağlar mısınız.
Sayın Özyürek, Türkiye Büyük Meclisinin açık olması, tamamen Türk Milletinin iradesiyle seçilmiş olan milletvekillerine aittir, hiçbir şahsa ve hiçbir partiye ait değildir, bu hususta, lütfen, konuşmalarımıza dikkat edelim. (AK Parti sıralarından alkışlar)
MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla) - Ben de uyarınıza teşekkür ederim Sayın Başkan da, ben, sadece, Meclisin açık kalması için çaba harcadığımızı söylüyorum. Meclis kapansın mı dedim?!. (AK Parti sıralarından gürültüler)
AHMET YENİ (Samsun) - Yanlış konuşuyorsun, yanlış...
BAŞKAN - Sayın milletvekilleri...
MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla) - Şimdi, Meclis açık kalmalıdır diyorum, Meclisi açık tutmak hepimizin görevidir diyorum, Meclisin demokratik bir şekilde çalışmasını sağlamak hepimizin görevidir diyorum, Meclisi hukuk içerisinde çalıştırmak hepimizin görevidir diyorum, Meclise Anayasaya uygun kanun yaptırmak hepimizin görevidir diyorum. Yanlış bunun neresinde değerli arkadaşlarım?! (AK Parti sıralarından gürültüler) Niçin rahatsız oluyorsunuz?.. Meclisin açık olmasından, demokrasi-den, tasarıların burada madde madde görüşülmesinden niçin rahatsız oluyorsunuz?
BAŞKAN - Sayın Özyürek, lütfen, tamamlar mısınız.
MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla) - Toparlıyorum Sayın Başkan.
Birkaç kez söyledim; yine ifade ediyorum: Biz, hiçbir zaman, Meclisin kapanmasından yana olmadık. (AK Parti sıralarından gürültüler)
HALİL AYDOĞAN (Afyon) - Belli oluyor... Belli oluyor...
MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla) - Belli çevrelerin bu Meclisi kapattığı dönemlerde, Cumhuriyet Halk Partililer, göğsünü gere gere mücadele etmiştir; ama, pek çok insan, kıyıda köşede saklanmıştır değerli arkadaşlarım, bunu da, hepiniz biliyorsunuz. (CHP sıralarından alkışlar)
Şimdi, konumuza dönersek, mesele şudur...
BAŞKAN - Sayın Özyürek, lütfen, son cümlenizi alayım; lütfen...
MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla) - Bitiriyorum Sayın Başkanım.
Şimdi, mesele şu: Mesele çok basittir değerli arkadaşlarım. Burada, bunca çoğunluğunuzla, Cumhuriyet Halk Partisinin muhalefet yapmasına, yasalarla ilgili eleştiri getirmesine tahammül edecek misiniz etmeyecek misiniz? Ölçü budur. (AK Parti sıralarından gürültüler)
Sizin buraya getirdiğiniz önerinin esası, biz, muhalefet istemiyoruz, biz, Meclis Genel Kuru-lunu by-pass etmek istiyoruz demektir; bunun anlamı budur, bunun başka hiçbir anlamı yoktur. Hem bu önergeyi kabul edip hem de demokrasi şarkıları söylemek büyük yanlışlıktır; bu, hiçbirimize yakışmaz. Ben, Adalet ve Kalkınma Partisini demokrasiye davet ediyorum, hukuka davet ediyorum, Anayasaya saygıya davet ediyorum ve Başbakan Yardımcımız Sayın Şahin'in de, dava açarken attığı imzaya sahip çıkmaya devam etmesini diliyorum.
Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)