AnasayfaÖzgeçmisimBasındaKitaplarKonuşmalarFotograflar
 

Türkiye Büyük Millet Meclisi
Genel Kurul Tutanağı 22. Dönem
1. Yasama Yılı 52. Birleşim 21/Mart /2003 Cuma

CHP GRUBU ADINA MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Başbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğan tarafından hazırlanan 59 uncu Hükümet Programı üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri, 59 uncu Hükümet Programında 58 inci Hükümetin bir devamı olduğu, yani, 58 inci Hükümet Programının da 59 uncu Hükümet Programının ayrılmaz bir parçası olduğu belirtildiği için, değerlendirmelerimi, iki Hükümet Programına ve 3 Kasımdan bugüne Adalet ve Kalkınma Partisinin uygulamalarını birlikte değerlendirerek yapmak istiyorum.
59 uncu Hükümet Programı, esas itibariyle, daha soyut, daha teorik, somut sorunlara daha az yer veren bir program şeklinde karşımıza gelmiştir. Özellikle, bu Hükümet Programında üzerinde durulan Adalet ve Kalkınma Partisinin temel niteliğiyle ilgili bir değerlendirmeyle ilgili görüşlerimi sizlerle paylaşmak istiyorum. Bu Hükümet Programında, Adalet ve Kalkınma Partisinin demokrat, muhafazakâr bir parti olduğu ifade edilmektedir.
Değerli arkadaşlarım, elbette, her parti, kendini dilediği gibi niteleyebilir; ama, önemli olan, bunun, başkaları tarafından, halk tarafından nasıl algılandığı meselesidir.
"Muhafazakâr parti" demek, daha çok "orta sağ partiler" demektir; ama, bu terim çok yıpratıldığı için Türkiye'de, bunun yerine, yeni partimiz muhafazakâr kimliğini seçmiştir. Muhafazakâr partiler, esas itibariyle, düzeni savunan partilerdir ve muhafazakâr partiler, esas itibariyle, orta sol partiler karşısında... Orta sol partiler, daha çok eşitliği, sosyal adaleti öne çıkaran partilerdir; bunun karşısında olan muhafazakâr partiler ise, daha çok sermayeyi gözeten partilerdir.
Şimdi, Adalet ve Kalkınma Partisi bu değerlendirmenin biraz dışına çıkabilmek için, başına, bir de "demokrat" eklemesini yapmıştır; yani, demokrat kimliği, aslında, biraz da, Adalet ve Kalkınma Partisinin yöneticilerinin geçmişten geldikleri çevreleri ve İslamî referansları uygun bir şekilde ifade etmek için kullandıkları bir sözcük gibi algılanmaktadır; demokrat muhafazakâr parti...
Şimdi, tabiî, biraz önce de belirttiğim gibi, herkes kendini istediği gibi değerlendirebilir; ama, bizim değerlendirmemize göre Adalet ve Kalkınma Partisi, esas itibariyle, İslamî değerleri temel alan, kitlelerin hoşuna gidecek mesajları öne çıkaran popülist bir partidir.
Şimdi, bu partinin geldiği noktanın -yani, kendini tanımladığı gibi, demokrat muhafazakâr noktanın- Adalet ve Kalkınma Partisinin tüm mensupları tarafından benimsenmiş olmasını dilerim. Biz isteriz ki, her parti dilediği gibi kendini tanımlasın; ama, toplumu "sizden-bizden", "inananlar-inanmayanlar" gibi, geçmişte olduğu gibi tehlikeli bir şekilde ayrıma tabi tutmasın.
RESUL TOSUN (Tokat) - Nereden çıkarıyorsunuz Mustafa Bey?!
MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla) - Değerli arkadaşlarım, bir değerlendirme yapıyorum...
RESUL TOSUN (Tokat) - Yanlış değerlendirme yapıyorsunuz.
MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla) - Geçmişte bu değerlendirmelerin yapıldığını...
RESUL TOSUN (Tokat) - Karıştırıyorsunuz!
MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla) - ... inananlar inanmayanlar ayrımlarının yapıldığını, sizden bizden ayrımlarının yapıldığını...
RESUL TOSUN (Tokat) - Geçmişten günümüze gel.
MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla) -... hatta, şimdi sizleri üzmemek için söylemek istemiyorum; daha farklı söylemlerin gündeme geldiğini hepimiz biliyoruz ve yine burada ifade ettim; eğer, demokrat muhafazakâr kimliği, bugün anlatmak istediğiniz uzlaşı havasıyla benimseniyorsa biz buna saygı duyarız; bu, doğru bir yaklaşımdır; ama, dileğim odur ki, geçmişte hem Sayın Erdoğan'ın hem de geçmişte sizin lideriniz olan diğer kimselerin beyanlarından farklı, önemli bir uzlaşı noktasında bulunmak istiyorsanız biz buna saygı duyarız, bunu mutlulukla karşılarız; ama, tekrar eski çağrışımları yaptırmak, eski bölünmelere, inanan inanmayan bölünmesine gitmek bu toplumu çok tehlikeli noktalara taşır; bundan sakınmanızı istiyorum. Ben, bu konuda Cumhuriyet Halk Partisi olarak bir uyarı görevimi yapıyorum, ister benimsersiniz ister benimsemezsiniz; takdir sizindir değerli arkadaşlarım.
AHMET YENİ (Samsun) - Benimsemiyoruz, sizin konuşmanızı da kabul etmiyoruz.
RESUL TOSUN (Tokat) - Aynen iade ediyoruz.
MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla) - Evet, değerli arkadaşlarım, sözcünüz kalkar, buna karşılık değerlendirmelerini yapar.
RESUL TOSUN (Tokat) - Siz oradan laf atarken sözcüyü beklemiyordunuz.
MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla) - Tabiî, laf atmakta da özgürlüğünüz var; ama, buranın düzenini sağlamak da Sayın Meclis Başkanının yetkisindedir; o, nasıl takdir ederse... Yoksa, ben sizlerle karşılıklı konuşmaktan her zaman büyük mutluluk duyarım değerli arkadaşlar. (CHP sıralarından alkışlar)
RESUL TOSUN (Tokat) - Siz aynı şekilde konuşmuştunuz. Biz de, sizin gibi yapıyoruz.
MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla) - Değerli arkadaşlarım, 3 Kasım seçimlerinde, Partimizin, AKP'nin söylemlerini...
FEYZİ BERDİBEK (Bingöl) - AK Parti...
MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla) - Arkadaşlarım, şu terminoloji sorununu bir çözelim değil mi?!
AHMET YENİ (Samsun) - Siz çözün, biz değil!
MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla) - Siz diyorsunuz ki AK Parti, biz diyoruz ki AKP. Bunun da sizinle pazarlığını yapmıştım, demiştim ki: Şu tezkereyi reddedin, her zaman AK Parti diyeceğim; ama, tekrar kabul ettiniz, ben de AKP'ye döndüm; mesele bu kadar basit. (CHP sıralarından alkışlar) Onun için..
ABDULLAH ERDEM CANTİMUR (Kütahya) - CH Partisi...
MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla) - Ne derseniz deyin, takdir sizin.
Onun için, Adalet ve Kalkınma Partisi, seçimlerde, daha çok yoksulluğu, fakirliği ve ülkenin içinde bulunduğu sorunları anlatarak oy aldı ve büyük bir çoğunlukla iktidar oldu, Meclise geldi; ama, bir de ne görüyoruz, hem 58 inci hükümetin programında hem bu 59 uncu hükümetin programında bir Anayasa söylemi öne çıkarılmaktadır; yani, denilmektedir ki: "Biz, yepyeni bir Anayasa yapacağız."
Değerli arkadaşlarım, gerek Sayın Erdoğan gerek Sayın Gül, Avrupa Birliği müzakereleri için Avrupa'da çeşitli ülkelere gittiklerinde hep "bizim Meclisimiz, Anayasada önemli değişiklikler yapmıştır, uyum yasalarında önemli değişiklikler yapmıştır; artık, Türkiye'nin Kopenhag kriterlerine uyum yönünden hiçbir sorunu yoktur. Bizi, Avrupa Birliğine alın" demişlerdir. Başarılı olamamışlardır, o ayrı mesele, ben, orada değilim; ama, Anayasamızın özgürlükler açısından ve Avrupa Birliğine uyum açısından artık bir sorunu kalmadığını ifade etmişlerdir; ama, şimdi ne görüyoruz, Hükümet Programında yepyeni bir Anayasadan bahsediliyor. Elbette, Cumhuriyet Halk Partisi de, Anayasada, ihtiyaç olduğu zaman gerekli değişiklikler yapılmasından yanadır; ama, ucu açık, neyi amaçladığı belli olmayan bir anayasa öngörüsü, bu programda yer almıştır. O programda deniliyor ki...
RESUL TOSUN (Tokat) - Bu Mecliste yapılacak, göreceksiniz.
MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla) - Değerli arkadaşlarım, ben, hükümetin taahhütlerini, hükümetin programını değerlendiriyorum; elbette, o öneriler buraya geldiği zaman, Meclis olarak da katkımızı sunarız, önerilerimizi, eleştirilerimizi yaparız; ama, Anayasanın nitelikleri, yepyeni yapılacak olan Anayasanın nitelikleri sayılırken "katılımcı demokrasiyi esas alan, demokratik hukuk devleti anlayışına uygun bir Anayasa yapılacaktır" deniliyor; yani, demokratik hukuk devleti anlayışı... Oysa, bizim Anayasamızın değiştirilmesi dahi önerilemeyecek olan 2 nci maddesinde, bu ibare aynen şöyledir: "Laiklik ilkesi... " Yani, laik, sosyal hukuk devletinden bahsedilir. 59 uncu hükümetin önerdiği bu yepyeni anayasa, öyle anlaşılıyor ki, laiklik ilkesini içermeyecektir; çünkü...
RESUL TOSUN (Tokat) - Dereyi görmeden paçayı sıvadınız Sayın Özyürek!
MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla) - Arkadaşlarım, Hükümetin Programı önünüzde, açınız, okuyunuz, çok net bir şekilde ifade ediliyor; ama, laiklik ilkesinin bu anayasada yer alacağına dair herhangi bir vurgulama yapılmıyor.
RESUL TOSUN (Tokat) - Önümüzde öyle bir şey yok...
MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla) - Eğer, Sayın Başbakan, cevap vermek üzere buraya geldiğinde "biz, laiklik ilkesini de, yeni anayasada gerekli ağırlıkta koyacağız" derse, benim bu eleştirilerim havada kalır; ama, ben, önümdeki yazılı dokümana göre bir değerlendirme yapıyorum ve orada açıkça görüyorum ki, laiklik ilkesine herhangi bir vurgulama yapılmamıştır.
Değerli arkadaşlarım, anayasalar elbette değişir; ama, neresini, nasıl ve hangi amaçla değiştireceğinizi açıkça ifade etmeniz lazım. Bu Anayasanın pek çok maddesi, geçmişte, geçen dönemde de değiştirildi, eskiden de değiştirildi, sürekli değiştiriliyor; ama, neresini, nasıl değiştireceğiz? Mesela, biraz önce de söyledim, biz, isteriz ki, cumhuriyetin 80 yıllık birikimlerini muhafaza eden bir anayasa yapalım. Yani cumhuriyetçiliği, yani Atatürkçülüğü, yani laikliği dışlamayan, onu esas alan bir anayasa, bizim, olmazsa olmaz şartımızdır. Bunda mutabıksanız, yeni bir anayasayı konuşabiliriz.
Bir diğer nokta da şudur: Biz, sürekli, şeffaf toplum, saydam toplum, temiz siyaset diye geliyoruz ve bunun şartı, olmazsa olmaz şartı olarak da, dokunulmazlıkların kaldırılmasını öngörüyoruz. Eğer, yeni anayasa değişikliğinizde dokunulmazlıkları kaldıracaksanız, yani, milletvekillerinin de, sade vatandaşlar gibi yargılanmasının önünü açacaksanız, bunu hep birlikte gerçekleştirebiliriz.
Değerli arkadaşlarım, bu Hükümet Programında eğitimle ilgili önemli noktalar var. Eğitimin önündeki engellerin kaldırılacağı söyleniyor. Elbette, eğitimin önündeki engellerin hepsi kaldırılmalıdır; yani, fakir çocukların okuması için yurtlar olmalıdır, burslar verilmelidir, okullarımız, araç gereç yönünden, hocalarımız yönünden takviye edilmelidir; ama, bu programın ifadesinden öyle algılıyoruz ki, daha çok eğitimin önünde temel bir engel gibi algılanan türban sorununa bir gönderme, bir yollama yapılıyor. Deniliyor ki: Eğitimin önündeki engelleri kaldırmaktan maksat, biraz da türbanı meşru kılmak; yani, üniversitelere, resmî dairelere türbanla girilsin, oralarda türbanla çalışılsın anlayışı var. Bu, doğru değildir. Bu, toplumda ulaştığımız uzlaşma noktasını, barış noktasını dinamitleyecek bir yaklaşımdır, bundan dikkatle kaçınılmasını öneriyorum.
Değerli arkadaşlarım, bir diğer önemli nokta, meslekî eğitim gören öğrencilerin üniversiteye gidişindeki, geçişindeki sorunların çözüleceğinden bahsediliyor. Elbette, elektrik bölümünden mezun olan öğrencimiz kolaylıkla elektrik mühendisliğine geçebilmelidir; imam-hatipte okuyan kardeşimiz de, ilahiyat fakültesine kolaylıkla geçebilmelidir. Nitekim, imam-hatipte okuyan öğrencilerimizin ilahiyat fakültesine geçmesinde önemli bir zorluk yoktur; ama, bu, imam-hatipte okuyan öğrencileri bütün üniversitelere kolaylıkla girmesini sağlayacak bir öneri olarak programda yer almışsa, bundan biz, üzüntü duyarız, bu da, toplumda var olan uzlaşıyı, toplumda var olan barışı kaldıracak bir noktadır değerli arkadaşlarım.
AYHAN ZEYNEP TEKİN (Adana) - Kardeşim...
MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla) - Herkes birbirinin kardeşidir değerli arkadaşlarım.
RESUL TOSUN (Tokat) - CHP hiç değişmeyecek mi Sayın Özyürek?
MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla) - CHP değişmiştir. Değerli arkadaşlarım, CHP sosyal demokrat bir partidir. Sosyal demokrat partiler barışçıdır, eşitlikçidir, kardeşliğe önem verir; ama, siz, barışı değil savaşı öne alan bir partisiniz. (CHP sıralarından alkışlar; AK Parti sıralarından alkışlar [!])
RESUL TOSUN (Tokat) - Elli yıl geride kalmışsınız!
AHMET YENİ (Samsun) - Hiç değişmeyecek misiniz?!
MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla) - Ama, siz, çok yanlış yollara giden bir partisiniz...
RESUL TOSUN (Tokat) - Hakaret ediyorsunuz.
MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla) - Şimdi, onun ezikliği içinde, bir savaşa karar vermenin ezikliği içinde, barışı öne alan bir parti sözcüsünü suçlayarak, laf atarak insicamımı bozmaya kalkışıyorsunuz; ama, hiç uğraşmayın, kendinizi yormayın, ben, anlatacaklarımı sonuna kadar anlatırım burada. Sayın Başkandan da, bu sürelerimin yerine yeni bir süre ilave etmesini özellikle diliyorum; çünkü, benim niyetim sizlerle laf yarıştırmak değil, benim niyetim, Hükümet Programı üzerindeki değerlendirmeleri, Cumhuriyet Halk Partisinin görüşlerini, sizlere ve halkımıza sunmaktır. (AK Parti sıralarından gürültüler)
AYHAN ZEYNEP TEKİN (Adana) - Anlatırken, esneklik göstereceksiniz.
RESUL TOSUN (Tokat) - Programı değerlendirmiyorsunuz ama, anılarınızı değerlendiriyorsunuz.
BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, lütfen, hatibe müdahale etmeyiniz.
Sayın Özyürek, affedersiniz...
RESUL TOSUN (Tokat) - Sayın Özyürek...
MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla) - Sayın Tosun, bakınız, tabiî, hep söyledim, şık bir laf atarsanız anlamı var; ama, sürekli laf atarsanız, o zaman ikimiz arasında bir söyleşiye dönüşür ki, Meclisin yapısı, İçtüzük ve Başkanın tutumu buna müsaade etmez.
BAŞKAN - Sayın Özyürek, lütfen, Genel Kurula hitap ediniz.
MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla) - Ama, Sayın Başkanım...
BAŞKAN - Karşılıklı konuşmalara fırsat vermeyiniz.
MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla) - Sayın Başkanım, sürekli laf atılırsa...
BAŞKAN - Çoğunu duymayacaksınız, işinize gelen yerde karşılığını vereceksiniz. (Alkışlar) Bu iş böyledir Sayın Özyürek.
MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla) - Sayın Başkanım, ben sosyal demokrat olduğum için sol kulağım gayet güçlü duyuyor; onun için, arkadaşların dediklerini de hep duyuyorum.
BAŞKAN - Ama, lütfen, lütfen... Yani, kürsüyü tersine çevirme imkânımız yok. Lütfen efendim, Genel Kurula hitap edin, İçtüzüğümüz böyle emrediyor.
Buyurun.
MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla) - Hay hay.
Değerli arkadaşlarım, bu programda aileyle ilgili değerlendirmeler var ve aileyi sosyalleştirmekten bahsediyor. Bu, kadını, neslin devamı için bir aygıt gibi gören bir anlayış olmasından endişe ediyorum. (AK Parti sıralarından "Öyle bir şey yok" sesleri) Biz istiyoruz ki, kadın, toplumun temeli olsun.
AYHAN ZEYNEP TEKİN (Adana) - Benim yerime de konuştun!..
MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla) - Nitekim, 2001 yılında Anayasamızda yapılan değişiklik doğrultusunda erkekle eşit statüde olsun. Ben, artık kadınla erkek eşitliğini farklı gören, erkekleri öne çıkaran, kadınları eve hapseden anlayışlarının geride kaldığını ummak istiyorum ve hiçbir hükümetin de böyle düşünmemesini temenni ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
Değerli arkadaşlarım, Hükümet Programında bazı vaatlere, sözlere yer verilmiş; "biz, seçilme yaşını 25'e indireceğiz" deniliyor. Değerli arkadaşlarım, Anayasa değişiklikleri burada görüşülürken, Cumhuriyet Halk Partisi olarak, seçilme yaşının 25'e indirilmesi yönünde önergemizi verdik; ama, ne yazık ki, bu önerge, sizlerin oylarıyla reddedildi. (CHP sıralarından alkışlar) Şimdi, Adalet ve
Kalkınma Partisi milletvekillerinin oyları ortada, hükümet tutmuş "25 yaşı tekrar getireceğim" diyor; bu, inandırıcı değil değerli arkadaşlarım.
Bu hükümet, yine Programında "işsizlikle, yoksullukla mücadele edeceğim" diyor. 58 inci Hükümet Programında "15 000 000 civarında insanın açlık sınırında olduğu ve bunların sorunlarının çözüleceği" açıkça ifade edilmişti; ama, 59 uncu Hükümet Programında, artık buna dair önemli bir deyinme yok; yani, bu 15 000 000 kişi, üç aylık dönemde refaha mı kavuştular?! Türkiye, daha da fakirleşti, Türkiye, daha da sefalete sürüklendi. Öyleyse, yoksullukla mücadele programının, 59 uncu Hükümet Programında da etkili bir şekilde yer alması gerekirdi ve bu insanlara sadaka vermeden, bu insanlara iane vermeden, vatandaş olma hakkı olarak, hangi yardımları yapacağımızın 59 uncu Hükümet Programında da açık seçik yer almasını dilerdik.
Değerli arkadaşlarım, 15,7 katrilyonluk bir kaynak paketi açıklandı. Bu kaynak paketinde, dünyada ilk kez, emekli maaşlarından yüzde 1 sağlık primi kesilmesi kararlaştırılıyor. Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir uygulama yoktur değerli arkadaşlarım. Emekli olan insan, çalışırken, zaten, gerekli primleri ödemiştir; onun emekli maaşından tekrar sağlık primi kesmek, son derece terstir.
Yine, yapılan bir değişiklikle, memurlara, enflasyon kadar zam yapılacağını, birkaç gün sonra görüşeceğimiz bütçe kanun tasarısından çıkarıyoruz; yani, dargelirli çalışanların gelirlerinden kesinti-ler yapıyoruz, ekvergiler getiriyoruz, ek Emlak Vergisi getiriyoruz -ki, bu, 20 000 000 vatandaşımızı ilgilendiriyor- ek taşıt vergileri getiriyoruz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Özyürek, lütfen, konuşmanızı tamamlayınız; süreniz bitti.
MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla) - Bitiriyorum efendim.
Hem daha çok vergi alacağız hem gelirlerinden keseceğiz ve sonra da "biz, yoksullukla müca-dele ediyoruz" diyeceğiz. Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu değerli arkadaşlarım? Yani, siz, işsizlikle nasıl mücadele edeceksiniz, yoksullukla nasıl mücadele edeceksiniz, bunları, burada açık seçik göster-meniz gerekirdi.
Yine, bugünkü gazetelerde okumuşsunuzdur; bırakınız, ek Emlak Vergisini, ek taşıt vergisini, yeni ek vergiler geleceğine dair, bazı bakanların -ne yazık ki- açıklamaları var.
Değerli arkadaşlarım, bu Hükümet Programıyla ilgili söylenecek çok şey var; arkadaşlarım da, bunları, söyleyecekler; ama, ben, şunu belirtmek istiyorum: Zaten, bu Hükümet Programının açıklandı-ğının ertesi günü, bu Hükümet Programının bir önemi kalmamıştır; çünkü, Türkiye, bir savaş ortamına girmiştir. Sayın Ali Babacan, önce, Amerika Birleşik Devletlerinden para geleceğini söylemek suretiyle borsayı biraz yükseltmiş, faizleri biraz düşürmüş; ama, ertesi gün, tam aksi açıklama yapmıştır. Peki, bu iki günlük dönemde, kimler, bonoda, faizde, dolarda ne kazanmıştır; bunların burada açıkça ifade edilmesi lazım. Devlet adamlığı, iki gün sonrayı görmektir, üç gün sonrayı görmektir. Eğer, bir Devlet Bakanı, yarın ne olacağını, yarın Amerika Birleşik Devletlerinden böyle bir paranın gelmeyeceğini bi-lemiyorsa yazıklar olsun! (CHP sıralarından alkışlar) Bile bile böyle bir demeç vermişse, ona söyleye-cek hiçbir şeyim yok. Sayın Ali Babacan'ın yapacağı tek şey, bir an önce istifa etmektir, bu yanlışların yol açtığı tahribatı gidermektir.
Değerli arkadaşlarım, Türkiye bir savaş ortamında. Amerika Birleşik Devletleri, Irak sınırındaki 21 ilimizde bulunan kendi vatandaşlarının orayı terk etmesini istemiştir ve Kızılay, orada, Irak'tan gelecek göçmenler için çadırlar kurmuştur. Peki, orada yaşayan vatandaşlarımız için hükümet ne düşünmektedir; oradaki insanlar herhangi bir kimyasal silah tehdidine karşı veya diğer tehditlere karşı korunmakta mıdır, bilinçlendirilmekte midir; ilaç dağıtılmakta mıdır, maske dağıtılmakta mıdır? Almanya'da bile, çok uzakta olan bir ülkede bile vatandaşlarını korumak için her türlü önlem alınırken, Türkiye'de, hiçbir şey olmamış gibi günümüzü gün etmemiz son derece yanlıştır.
Değerli arkadaşlarım, çevre, dünyanın en temel sorunlarından biri, en önemli konularından biri. Şimdi, hükümetimizin, Çevre Bakanlığını kaldırarak Orman Bakanlığının bir ünitesi haline getirmeye çalıştığını görmekten son derece üzüntü duyuyorum; çünkü, artık, bütün dünyada çevre önemli bir konudur ve çevre önemli bir ünite olarak algılanıyor; Avrupa Birliğinde de çevre hukuku bir üst hukuktur; yani, bütün ülkeleri bağlayan bir hukuktur. Böylesi bir dönemde Çevre Bakanlığını kaldırmak ve çevreciliği ormanları koruma düzeyine indirmek son derece yanlıştır.
BAŞKAN - Sayın Özyürek, lütfen, son cümlenizi söyler misiniz.
MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla) - Toparlıyorum Sayın Başkan.
Yine, programda, çevreci nükleer enerji santralları kurulacağından bahsediliyor. Ben, bunu ilk kez duyuyorum. Çevreci nükleer santral olmaz değerli arkadaşlarım. nükleer santrallar nükleer santraldır ve geçmişte, bütün çevreciler, bütün bilinçli insanlar, Mersin'de Akkuyu Santralının kurulmaması için var güçleriyle mücadele ettiler ve kurulmasını bugüne kadar önlediler.
Şimdi, o santral, özellikle, bu santralı kurarak para kazanmak isteyenlerin telkiniyle çevreci sıfatıyla yeniden kurulacaksa, biz, bu tip önlemlere, Türkiye'yi cehenneme çevirecek nükleer santrallara hep karşı olduk, bugün de karşı olmaya devam edeceğiz.
Değerli arkadaşlarım yine diyecekler ki "Cumhuriyet Halk Partisi hiç değişmedi mi?" Evet, hiç değişmedi...
RESUL TOSUN (Tokat)- Sürekli muhalefette kalacaksınız, hiç iktidar olamayacaksınız!..
MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla)- ... çevrecilikten yanadır, sosyal adaletten yanadır, eşitlikten yanadır "önce insan" diyen felsefemizle halkımızın karşısındayız.
Yeni hükümete başarılar diliyor, Sayın Erdoğan'ı ve bakanlarını en iyi dileklerimle kutluyorum; hepinize saygılar sunuyorum.
Teşekkürler sayın arkadaşlar. (Alkışlar)
BAŞKAN- Sayın Özyürek, teşekkür ederim.