AnasayfaÖzgeçmisimBasındaKitaplarKonuşmalarFotograflar
 

Türkiye Büyük Millet Meclisi
Genel Kurul Tutanağı 22. Dönem
1. Yasama Yılı 47. Birleşim 15/Mart /2003 Cumartesi

MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) - Sayın Başkan, burada açıkça sataşma var.
BAŞKAN - Sayın Özyürek, lütfen, oturur musunuz... (CHP sıralarından gürültüler)
MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) - Sayın Başkan, burada, çok açık sataşmada bulunulmuş-tur; 69'a göre...
BAŞKAN - Ben, taleplerinizi burada cevaplandıracağım...
MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) - Ama söz vermiyorsunuz Sayın Başkan.
BAŞKAN - Bir defa, yerinize oturmazsanız, hiçbir işlem yapmam. Yerinize oturun... (CHP sıralarından gürültüler)
YAVUZ ALTINORAK (Kırklareli) - Niçin oturacağız, dinlemek zorunda mıyız onları?!
MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) - Ama söz vermiyorsunuz Sayın Başkan...
İZZET ÇETİN (Kocaeli) - Söz istiyoruz Sayın Başkan...
BAŞKAN - Lütfen, yerinize oturun. Arkadaşlarımızın hepsi yerine otursun.
Bazı arkadaşlarımızın birinci itirazı, Sayın Tosun'un süresini aştığı noktasında. (CHP sıralarından gürültüler)
ALİ CUMHUR YAKA (Muğla) - Ne süresini aşması; hakaret sınırını aştı...
BAŞKAN - Burada, elektronik cihazla hareket ediyoruz. Ben, bütün arkadaşlarıma eksüre verdim, kendisine vermedim. Bu noktada herhangi bir şey yok.
İkincisi; evet, ben, kürsüye çıkan hiçbir arkadaşımızın, tansiyonu yükseltecek, arkadaşlarımızı kıracak, siyasî partilerin manevî şahsiyetine dokunacak bir konuşma yapmasını arzu etmiyorum ve tasvip etmiyorum.
Ancak, şimdi, eğer zabıtları, bu iki günlük dönemin zabıtlarını incelerseniz, doğrusu, siz de üzüleceksiniz. (AK Parti sıralarından "Doğru" sesleri, CHP sıralarından gürültüler.)
İZZET ÇETİN (Kocaeli) - Sayın Başkan, intikam için mi verdiniz o sözleri?!
BAŞKAN - Bakın, Sayın Tosun konuşurken, benim tespit edebildiğim, Sayın Çetin'in "din taciri" ve "terbiyesiz" sözlerini tasvip ediyor musunuz? (AK Parti sıralarından alkışlar, CHP sıra-larından gürültüler)
İZZET ÇETİN (Kocaeli) - Evet.
BAŞKAN - Siz ediyor musunuz?! Bu, bir...
İZZET ÇETİN (Kocaeli) - Niye uyarmadınız o sendikacıyı?! Niye uyarmadınız?!
MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) - Sayın Başkan, sorun o değil. 69'a göre...
BAŞKAN - Bir başka arkadaşımızın da "sakalından utan" şeklindeki laf atmasını, siz, Par-ti olarak tasvip ediyor musunuz? (CHP sıralarından gürültüler)
MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) - Sayın Başkan, çok açık sataşma var; 69'a göre, söz isti-yorum.
BAŞKAN - Sayın Özyürek, yapmayın bunları...
MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) - Neyi yapmayacağız Sayın Başkan?! 69'a göre...
BAŞKAN - Şimdi, ben, 69'a göre gereğini yapacağım. (CHP sıralarından gürültüler)
HALİL ÜNLÜTEPE (Afyon) - Sayın Başkan, bu hareketleri gülerek izliyorsunuz orada.
BAŞKAN - Yalnız, bu arkadaşlarımın dediği noktasında, Başkanlığın, kesinlikle bunu hoş görmediğini ve arkadaşlarımız talep ettiği takdirde, kendilerine, bu noktada, 69'a göre değerlendi-receğimi de bildiriyorum.
Şimdi, sayın milletvekilleri, İçtüzüğün 69'uncu maddesinde "şahsına sataşılan veya ileri sürmüş olduğu görüşten farklı bir görüş kendisine atfolunan -yani, yanlış yorumda bulunulan- Hü-kümet, komisyon, siyasî parti grubu veya milletvekilleri, açıklama yapabilir ve cevap verebilir.
Açıklama ve cevaplar için, Başkan, aynı oturum içerisinde olmak üzere söz verme zamanı-nı takdir eder.
Sayın Meral ile ilgili zabıtlar henüz gelmedi, baktırıyorum; ancak, ben aynı sataşmaya meydan vermemek bakımından ve vereceğim kısa sürede, maksadını hasıl edecek bir konuşma yapmak üzere, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, Grup Başkanvekilleri kimi uygun görüyorsa, birine söz vereceğim... (CHP sıralarından gürültüler)
BAYRAM ALİ MERAL (Ankara) - Sayın Başkan, şahsıma sataşma vardı, benim konuşma hakkım var.
NURETTİN SÖZEN (Sıvas) - Sayın Başkan, benim de şahsıma sataşma vardı.
A. HALUK KOÇ (Samsun) - Şahsı burada Sayın Başkan.
BAŞKAN - Zabıt gelmedi, onun hakkı bakidir; yani, bakacağım ona.
Sayın Sözen'in de bir talebi var; ona da bakacağım.
Buyurun Sayın Özyürek.
Lütfen, kısa ve yeni bir tartışmaya meydan vermeyelim.
MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; öncelikle Sayın Meral'in ve Sayın Sözen'in söz hakları kesinlikle saklı olması gerekir; çünkü, şahıslarına dönük, burada ağıza alınmayacak hakaretlerde bulunulmuştur.(AK Parti sıralarından gürültüler) Öncelikle, bunu, büyük bir üzüntüyle karşılıyorum. Ayrıca, Cumhuriyet Halk Partisine dönük, gene çok ağır hakaretlerde bulunmuştur.
Değerli arkadaşlarım, Cumhuriyet Halk Partisine dil uzatmak, hakaret etmek kimsenin haddine de değildir, hakkı da değildir. (CHP sıralarından alkışlar) Biz, cumhuriyeti kuran parti olarak, Mustafa Kemal Atatürk'ün kurduğu parti olarak, namusuyla geçinen insanların sözcüsü olarak, kendimize hakaret ettirmeyiz, kendi hakkımızı da her zaman koruruz.
Değerli arkadaşlarım, şimdi, Cumhuriyet Halk Partisi sendikalı işçilerin çalıştığı tek partidir. (CHP sıralarından alkışlar) Onun için...
SÜLEYMAN SARIBAŞ (Malatya) - Ağaların çalıştığı...
MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla) - Hayır, Cumhuriyet Halk Partisinde çalışan insanlar, emekçilerdir...
SÜLEYMAN SARIBAŞ (Malatya) - Emekçi ağalarıdır.
MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla) - Hayır, işçiden bahsediyoruz. Ağalar bizde yok, ağalar sizde, ağalar sizin aranızda değerli arkadaşlarım. (AK Parti sıralarından gürültüler)
Ben, Sayın Başkanın tutumu üzerine söz aldım. Burada sürekli bir tartışmayı, sürekli bir kavgayı tahrik etmek istemiyoruz.
BAŞKAN- Sayın milletvekilleri, lütfen, hatibin konuşmasına müdahale etmeyelim.
MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla)- Değerli arkadaşlarım, daha yeni, açılalı 3,5 ay olan bir Parlamento, daha hükümeti güvenoyu almamış bir hükümetle karşı karşıyayız ve burada öylesine bir laf atma, öylesine bir hakaret trafiğine tanık oluyoruz ki, bu Parlamento için yazık oluyor, yakışmıyor. Sayın Başkan da çok müsamahalı, çok toleranslı, hoşgörülü, saygı duyuyorum; ama, bazı noktalarda anında mukabele etmezseniz, bu kürsüden ve milyonların önünde belli şahıslara, belli partilere hakaret edilmesine göz yumarsanız, burada sükûneti sağlayamazsınız.
Yapılması gereken şudur: Bir arkadaşımız kalkmış, durup dururken Cumhuriyet Halk Partisine hakaret ediyorsa; bir arkadaşımız kalkmış, şu anda burada olmayan bir kimseye hakaret ediyorsa, Meclis Başkanımızın buna anında müdahale etmek suretiyle sükûneti sağlaması lazım.
Bazen hoşgörü güzeldir de, hoşgörü gösterilecek hoş konuşmalara müsamaha edilir. Küfretmeye, hakaret etmeye müsamaha ettiğimiz zaman bu Parlamentonun mehabetini, güzelliğini sağlayamayız, yaşayamayız. O bakımdan, ben, özellikle rica ediyorum, bütün hatiplerden rica ediyorum; belli bir anlayış içinde, belli bir seviyeyi koruyarak bu çalışmalarımızı yürütelim.
Sonra, iktidar partisi, çoğunluk partisi; daha çok tahammüllü olur.
Tasarıyı getiren sizsiniz...
FEVZİ ERDİBEK (Bingöl) - Çomak sokmasanız...
MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla) - Ben, çomak filan sokmuyorum.
Değerli arkadaşlarım, bakın, çok ciddî bir konuşma yapıyorum. Çomak sokmak... Burada, çelik çomak mı oynuyoruz; burada, Parlamento çalıştırıyoruz.
Değerli arkadaşlarım, laf atmakla ne kazanıyorsunuz..
RESUL TOSUN (Tokat) - Siz tarafsınız...
MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla) - Hayır...
Şimdi, değerli arkadaşlarım, bakınız, hepimiz belli düzeye gelmiş, halktan oy almış, seçilmiş insanlarız. Burada, herkese sorumluluğunu hatırlatan bir konuşma yapıyorum; siz orada "çomak sokuyorsunuz" diyorsunuz. Ne olacak, hakaretamiz laf bulmakta büyük zorluk yoktur; herkes bulur. Önemli olan...
RESUL TOSUN (Tokat) - Siz yapıyorsunuz, biz size bir şey söylemiyoruz.
MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla) - Sayın hatip, değerli arkadaşım, biraz önce konuştunuz, söyleyeceğiniz her şeyi söylediniz, Parlamentoyu tahrik anlamında da bütün görevinizi yaptınız; bari, yerinizde sakin oturunuz, ne olur!
RESUL TOSUN (Tokat) - Siz yapıyorsunuz!..
MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla) - Hayır, hiç yapmıyorum... Hiç yapmıyorum...
Şimdi, birincisi, burada, Cumhuriyet Halk Partisine dönük çok ağır sözler edilmiştir. Değerli arkadaşımın herhalde bir fevrî anına geldi, ağır hakaretler etti. Ben, ondan, Cumhuriyet Halk Partisinden özür dilemesini bekliyorum, bunu açıkça ifade ediyorum; çünkü, Cumhuriyet Halk Partisi biraz önce de belirttim- sendikalı işçi çalıştıran tek partidir. Acaba, partinizdeki işçiler sendikalı mıdır sendikasız mıdır; bunu, gelip burada açıkça beyan edersiniz. (CHP sıralarından alkışlar; AK Parti sıralarından gürültüler)
Önce, işçinin örgütlenme hakkına, sendikalaşma hakkına kendi partinizde saygı gösterirsiniz, sonra başka partiye laf atarsınız. Bunu, kamuoyunun dikkatine çekerim. (CHP sıralarından alkışlar)
Cumhuriyet Halk Partisi, işte, şimdi çeşitli haklar getiren bu İş Kanununu getirmiş olan partidir. Şimdi o hakları geri almaya çalışıyorsunuz; ama, dönüp "siz işçiye saygısızsınız, siz çalışana saygısızsınız" diyorsunuz. Buna hakkınız var mı değerli arkadaşlarım?
Şu anda tartıştığımız kanunu kim getirdi, ne zaman geldi; Cumhuriyet Halk Partisinin o zamanki genel başkanı Sayın Ecevit Zamanında, Sayın Önder Sav'ın bakanlığı zamanında geldi bunlar. Bu hakları şimdi kısmaya çalışıyoruz, bunu vesile yapıp bize hakaret ediyorsunuz. Bu üslupla, bu anlayışla... Bazı şeyleri söylerken de, diyorsunuz ki:"Siz dinî motifler kullanıyorsunuz."
Değerli arkadaşlarım, biz aynı Tanrıya inanmıyor muyuz, biz aynı Allah'a inanmıyor muyuz? (Alkışlar) Elbette, "Allah'tan korkun", "Allah'tan korkmaz" laflarını biz de kullanırız. Onun için, hiçbir şey, din, kimsenin tekelinde değildir; cumhuriyet kimsenin tekelinde değildir; Allah, Peygamber kimsenin tekelinde değildir. (AK Parti sıralarından "doğru, doğru" sesleri, alkışlar; CHP sıralarından alkışlar)
NUSRET BAYRAKTAR (İstanbul) - Çok güzel, tebrik ediyoruz.
MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla) - Onun için, birbirimize anlayışlı olalım, belli bir düzeyi, belli bir seviyeyi götürelim. İnanmanızı isterim ki, ben, bugünkü Danışma Kurulu önerisi nedeniyle burada konuşmuştum; belli bir uzlaşmayı sağlamadan, bu tasarıyı, Parlamentonun önüne atarsanız, burada kavgayı başlatırsınız, sokaklarda gerginliği başlatırsınız demiştim.
Şimdi, deniliyor ki: "Biz gece yarısı o sendikayla anlaştık, bu sendikayla anlaştık..." Olabilir. Arkadaşlarımın söylediğine inanıyorum. Peki arkadaşlarım, buradaki milletvekilleri konu mankeni mi? (CHP sıralarından alkışlar)
Tasarıyı getirdiniz, önümüze koydunuz, kırksekiz saat bile geçmeden, "hadi, görüşün" dediniz; başladık, görüşüyoruz, görüşüyoruz; aa:"Biz gece yarısı başka türlü bir anlaşma sağladık, bunu çekiyoruz!.." Kiminle anlaştınız, nedir; lütfedip muhalefete, burada, bu kanun tasarısı üzerinde saatlerdir dil döken insanlara da bir bilgi vermek gerekmez mi? Asgarî nezaket bunu gerektirmez mi?
BAŞKAN - Sayın Özyürek, lütfen, toparlayın.
MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla) - Toparlıyorum Sayın Başkan.
Hadi bizi önemsemiyorsunuz, peki, buradaki parlamenterleri, kendi partinize mensup milletvekillerini önemsemeniz gerekmez mi?
Değerli arkadaşlarım, Parlamento saygın bir kurumdur. Parlamentonun iradesini "birkaç kimseyle mutabakat sağladık" diye bypass etmeye, yok saymaya hiçbirimizin hakkı yoktur. Bu Parlamentoya saygı göstereceğiz, milletvekilleri olarak birbirimize anlayış göstereceğiz ve huzur içinde, sükûn içinde, kurallar içinde bu Parlamentoyu çalıştıracağız.
Bu duygu ve düşüncelerle bu iyi niyetli yaklaşımımızın herkes tarafından kabul edileceği umuduyla hepinize saygılar sunarım. (Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Özyürek.
Sayın milletvekilleri, Sayın Özyürek'e teşekkür ediyorum. Elbette ki, bu Parlamentoda beraber çalışacağız, birbirimize dikkat edeceğiz, kırmayacağız.