|
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Genel Kurul Tutanağı
22. Dönem 1. Yasama Yılı
112. Birleşim 29/Temmuz /2003 Salı
MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) - Sayın Başkan, Yüce Meclisin saygıdeğer üyeleri; Cumhuriyet Halk Partisi Grubu ve şahsım adına hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Öyle anlaşılıyor ki, bu çalışma dönemimizin son haftasına girmiş bulunuyoruz.
Değerli arkadaşlarım, bu dönem içinde Türkiye Büyük Millet Meclisinde verimli bir şekilde çalışma yapılabilmesi açısından, Cumhuriyet Halk Partisi olarak elimizden gelen özveriyi gösterdik. Bunun, sadece benim bir kişisel tespitim değil; sağ olsunlar, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanımız Sayın Başesgioğlu da, Grubumuza gönderdiği yazıda, özellikle Bağ-Kur ve SSK yasalarının kabulü sırasında gösterdiğimiz yaklaşım ve anlayışa teşekkür etmiştir. Bugün, Sayın Başbakan da, Grup toplantısında, ağır eleştirilerine rağmen, Grubumuza teşekkür etmekten geri kalamamıştır.
Değerli arkadaşlarım, şimdi, bu haftaki çalışma gündemine bizim itirazımız nedendir; onu dikkatinize sunmak istiyorum. Geçen hafta, Bağ-Kur yasasını ve SSK yasasını hangi şartlarda kabul ettiğimiz, hepinizin, özellikle Meclisi sonuna kadar izlemek lütfunda bulunan değerli üyelerin dikkatindedir. Büyük çoğunluğu Meclisten ayrılmış, kalanların önemli bir bölümü gözleri uykusuzluktan kapanmış bir halde, son derece önemli bir kanunu, SSK kanununu burada kabul ettik; nihayet, bugün, tümü üzerindeki nihaî oylama yapılacak.
Değerli arkadaşlarım, böylesi olağanüstü şartlarda ve olumsuz ortamda yapılan çalışmalardan, ne yazık ki, yeteri kadar verim almamız mümkün değildir. Geçen hafta, bize "IMF açısından çok önemlidir, bu Bağ-Kur ve SSK yasalarına yardımcı olur musunuz" denildi; gerçekten olduk. Şimdi, nedir önümüzdeki en önemli konu: Bizim önceliğimiz değil; ama, sizin önceliğiniz olan ormanlarla ilgili Anayasa oylaması. Biz, karşı durmaya, olumsuz oy vermeye, oy vermemeye devam edeceğiz; ama, o sizin; bugün, burada, oylatmak hakkınız. Gene, yarın için, gündemin 1 inci sırasına alınmış olan Yedinci Uyum Paketinin, Avrupa Birliğine uyum açısından, Kopenhag Kriterlerinin gereği olarak, önceliği var. Türkiye'nin demokratikleşmesi, daha özgür bir toplum haline gelmesi açısından, yararına da inandığımız için, bizim de desteklediğimiz bir tasarı. Bunları, anlayışla karşılıyorum; ama, Meclis açılır açılmaz AKP'nin tartışmaya sunduğu Kamu İhale Yasasını, sekiz ay beklediniz de, niye, bu son çalışma haftasında sıkıştırdınız? Çok önemli bir tasarı; Türkiye, bu kanunu aylarca, yıllarca tartışarak kabul etti. Türkiye'nin kaynaklarının hortumlanmasında, yolsuzluklarda, başlıca konulardan biri ihaledir, ihale düzenimizin şeffaf olmamasıdır. İhale düzenini şeffaflaştıralım, saydamlaştıralım diye, geçen Meclis döneminde Kamu İhale Yasası gündeme getirildi; ama, şimdi, öyle bir tasarı getiriyorsunuz ki, kuşa dönüyor; yani "Kamu İhale Yasası gündemden kalkmıştır, eskiye dönülmüştür" şeklinde, 1 maddelik bir tasarı getirseniz aynı sonucu sağlamış olursunuz. Böylesine önemli, yani, Türkiye'nin kaynaklarının harcanmasında ve kaynaklarının hortumlanmasında çok önemli bir vasıta olan İhale Yasasını, yine, böyle, sabaha karşı 3'te, 4'te, 5'te, uykulu gözlerle görüşerek, kabul edeceğiz ve ondan sonra da, topluma dönüp diyeceğiz ki; "biz çok çalıştık, çok önemli yasalar kabul ettik."
Değerli arkadaşlarım, yaptığımıza, söylediğimize, önce kendimizin inanması lazım. Göğsümüzü gere gere demeliyiz ki, biz, bu kanunu enine boyuna tartıştık, şu noktasına şu arkadaşlarımız karşı çıktı, bu noktasını bu arkadaşlarımız kabul etti; ama, içimize sinen, bilerek oy verdiğimiz bir kanunu çıkardık... Gene, bunları deme imkânından mahrum kalarak, çok sıkışık bir takvimle çalışacağız ve çok yetersiz tartışmalar sonunda, Allah kabul etsin kabilinden, bazı kanunları kabul edeceğiz. Biz, bunu içimize sindiremiyoruz. O nedenle, her Danışma Kuruluna, büyük bir iyi niyetle, uzlaşma niyetiyle gitmiş olmamıza rağmen, özellikle, Meclisin bu son haftasını bir uzlaşma havası içinde geçirerek kapatma arzumuza rağmen, bu öneriye kabul oyu veremiyoruz.
Değerli arkadaşlarım, öyle zannediyorum ki, geçen dönemde -en çok da AKP'ye mensup arkadaşlarım- hatırlarsanız, bir ara, IMF'nin istediği bazı kanunlar vardı; "15 günde 15 yasa" denilmişti. Şimdi, önümüzdeki gündeme baktığımız zaman, 3 günde 15 yasa... Yani, bazı eleştirileri... Burada, başta Sayın Başkanımız olmak üzere, geçen dönemde de görev yapmış arkadaşlarımız var, ben de dışarıdan izleyen birisi olarak söyleyebilirim ki, o dönemin en çok eleştirilen bu konusunda, o eleştirilere hak veren ve Meclisin üstünde böylesine bir baskının uygulanmasını doğru bulmayan bir arkadaşınızım. Şimdi, çoğunluk partisi "3 günde 15 yasa, sabaha kadar oturun kabul edin, ister kabul edin ister etmeyin" diyor!
Değerli arkadaşlarım, bu, millî iradeyi, Parlamentoyu ciddiye almamaktır. Biz, kendi kendimizi ciddiye almazsak, biz kendimize saygı göstermezsek, toplumdan saygı bekleyemeyiz.
O nedenle, biz, Cumhuriyet Halk Partisi olarak, bu öneriye, yani, Danışma Kurulunda oybirliği sağlanamamış olan öneriye karşı çıkacağız. Biraz acemilikten, biraz hazırlıksızlıktan, bu dönemi büyük bir telaş içinde, büyük bir kargaşa içinde geçirdik. Umarım ve dilerim ki, Gelecek dönemde, hem hükümetin hem Meclis Başkanlık Divanının hem de çoğunluk partisinin ve elbette Cumhuriyet Halk Partisinin, daha hazırlıklı bir şekilde burada bir çalışma yürütmesi, ulusumuz için, geleceğimiz için, Meclisimizin saygınlığı açısından son derece önemlidir.
Değerli arkadaşlarım, dün, Adalet Komisyonunda kabul edilmiş olan Yedinci Uyum Paketinin çalışmalarına baştan sona katıldım ve Cumhuriyet Halk Partisi olarak, ilke olarak, destek verdiğimizi de orada ifade ettim. Aylarca bu toplumda tartışılmış olan bir tasarıyı, daha 48 saat bile geçmeden, yarınki gündemin 1 nci sırasına koymak, gerçekten biraz haksızlık oluyor. Ne geliyor, ne gidiyor, nerede özgürlükleri sağlıyoruz, nerede Türk Silahlı Kuvvetlerinin yetkilerine bazı sınırlamalar getiriyoruz, nerede Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliğinin yetkilerini alıyoruz; bunlar toplumda tartışılıyor. Bunları bilir bilmez, biz burada enine boyuna tartışmadığımız zaman; bunları bilir bilmez, herkes konuşuyor, haksız eleştiriler yapılıyor.
Siz "bu eleştiriler bizi ilgilendirmez" diyebilirsiniz. Değerli arkadaşlarım, toplumda söylenen her şey, bu Parlamentoyu ilgilendirir. Toplumun isteklerine, taleplerine kulak verdiğimiz ölçüde toplumda saygınlık kazanırız; toplumun isteklerine kulak verdiğimiz ölçüde milletvekilleri olarak, toplumun içinde göğsümüzü gere gere dolaşırız.
Bu düşüncelerimi sizlerle paylaşmak istedim. Danışma Kurulunda ittifak sağlanamayan Adalet ve Kalkınma Partisinin bu önerisine olumsuz oy vereceğimizi ifade eder, hepinize saygılar sunarım. (Alkışlar)
BAŞKAN - Sayın Özyürek, çok teşekkür ederim.
MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) - Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; gerçekten, ülkemiz için, toplumumuz için son derece önemli bir tasarıyı görüşüyoruz. Bu tasarının Bakanlar Kurulunda veya taslak şeklindeyken ilk adı "eve dönüş" idi, daha sonra "topluma kazandırma" haline çevrildi. Böyle, güzel sözcükler, kulağa hoş gelen deyimler; ama, sonunda, yapılan nedir; yapılan, değerli arkadaşlarım, bu toplumda suç işlemiş, teröre bulaşmış kimseleri, ister PKK teröristi olsun ister Hizbullah teröristi olsun isterse Sıvas katliamına karışan kimseler olsun, bir anlamda, affetmektir.
Topluma kazandırılması gereken, evine döndürülmesi gereken çok insan var. Yıllarca devam eden terör ortamında, evinden, köyünden, mezarından uzaklaşmış, uzaklaştırılmış, büyük şehirlerin varoşlarına sığınmış, aç bilaç, evsiz barksız yaşayan insanları topluma kazandırmak, bu devletin, bu hükümetin birinci görevi olması lazım. Bu insanların bir tek suçu vardı; o suç, bu geri kalmış yörelerde, teröristlerin kol gezdiği yörelerde oturmuş olmalarıydı; bu yörelerde eylem yapmak isteyen güvenlik güçleri, bunları köylerinden, kasabalarından uzaklaştırmıştır. Şimdi, bunları köylerine, kasabalarına döndürmek, döndükleri zaman işini aşını sağlayacak bir ortamı yaratmak bu devletin başlıca görevidir; ama, ne yazık ki, bu temel görevi,
bu halkı çok yakından ilgilendiren, milyonları ilgilendiren görevi bir kenara bırakıyoruz, şu anda Irak'ta bulunan bazı teröristlere Türkiye'ye ithal edebilmek için- onlara güvence vermeye çalışıyoruz. Şimdi, bunun önceliğinin takdirini, tayinini Adalet ve Kalkınma Partisinin saygıdeğer milletvekillerinin takdirine bırakıyorum.
Benim esas bahsetmek istediğim husus şudur: Değerli arkadaşlarım, şu anda görüşmekte olduğumuz maddeyi, geçen hafta, burada görüştük. Burada, 330 oyu bulamadığı için, bu madde düştü. Meclisi yöneten Başkanvekili de, bu maddenin düşmüş olduğunu açıkça ifade etti. 5 inci maddeden başlamak üzere, tasarının müteakip maddelerini Adalet Komisyonu geri çekti.
Değerli arkadaşlarım, elbette, bu, komisyonun hakkıdır; ama, ne görüyoruz; Meclisin yeterli iradesini sağlayamamış bir madde, önümüze, ufak tefek değişikliklerle tekrar getiriliyor.
Değerli arkadaşlarım, bu, Yüce Meclisin iradesine en hafif deyimiyle- saygısızlıktır. Bu Meclis, 330'un altında oy vermek suretiyle, bu maddeye destek olmamıştır ve bu madde reddedilmiştir. Şimdi, Komisyon, bu maddeyi, ufak tefek değişikliklerle tekrar buraya getiriyor ve bizim önümüze yeni bir maddeymiş gibi sunuyor. Bu, bir kere olmaz değerli arkadaşlarım. bu, bir birimize saygıyla bağdaşmaz; bu, Yüce Meclise saygıyla bağdaşmaz, bu, Tüzük ve yasa hükümlerine uymamak demektir; bu, açıkça bir Tüzük ihlalidir; bu, açıkça bir yasa ihlalidir, yasanın, Tüzüğün arkasından dolaşmaktır.
Şimdi, karşılaştırdık, eskisiyle yenisi arasında bazı farklar var; sonra, AKP Grup Başkanvekili ve arkadaşlarının bir önergesi var...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Özyürek, lütfen, konuşmanızı tamamlayınız.
MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla) - Tamamlıyorum Sayın Başkan.
... Biraz sonra huzurunuza gelecek önergelerle de, o reddettiğimiz, reddettiğiniz 4 üncü maddenin eksikleri tamamlanacak ve reddetmiş olduğumuz 4 üncü madde bir başka yolla kabul edilecek.
Değerli arkadaşlarım, şimdi, böylesine bir Yüce Parlamentonun önünde, millet iradesini alıp gelmiş bu insanların önünde ve bizi dinleyen milyonların önünde, bu kadar basit yöntemlerle olayı saptırırsak, millî iradeye saygısızlık yaparsak, sonra, bizim söylediğimize, bizim çıkardığımız kanunlara halkın uymasını bekleyebilir miyiz? Yani, iş bilenin kılıç kuşananın "siz, 4 üncü maddeyi ret mi ettiniz, alın size 4 üncü madde. Birkaç eksiği vardı, alın size önerge. Bizim, burada, Mecliste üçte 2 çoğunluğumuz var; biz Tüzük dinlemeyiz, biz yasa dinlemeyiz; biz, Meclis çoğunluğunun reddettiğini de başka türlü getiririz" diyorsunuz.
Değerli arkadaşlarım, bir hata varsa, bir yanlış varsa, bunlar, tekriri müzakere yoluyla düzeltilebilir; ama, sanki, 4 üncü madde burada hiç görüşülmemiş, reddedilmemiş gibi, adını değiştirerek, ufak tefek ilaveler yaparak, unuttuğunuz, eksik bıraktıklarınızı da önergelerle tamamlayarak buraya getirmek, gerçekten, Türkiye Büyük Millet Meclisinin iradesine saygısızlıktır, Tüzüğün, yönetmeliğin arkasından dolaşmaktır, hukukdışıdır, yasadışıdır. Belki, burada çoğunluğunuza dayalı olarak kabul edebilirsiniz; ama, bu, yasaları çok daha yakından izleyen merciler tarafından, öyle inanıyorum ki, dikkate alınacaktır ve burada verdiğimiz emekler boşa çıkacaktır.
Bu hususu anlatmak istedim. Böylesi, Tüzüğün, yasaların arkasından dolaşan yöntemlere başvurmanın, size de bize de halkımıza da Meclise de Başkanlığımıza da itibar sağlayamayacağını hatırlatmak istiyor, hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Özyürek.
|