|
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Genel Kurul Tutanağı
22. Dönem 1. Yasama Yılı
104. Birleşim 09/Temmuz /2003 Çarşamba
BAŞKAN - Buyurun Sayın Özyürek.
MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) - Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; Grup önerimizin gündeme alınması doğrultusunda söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlarım, dün de burada ifade etmeye çalıştığımız gibi, Irak'ta 11 askerimizin esir alınmış olması, daha sonra -üç günden sonra- bırakılmış olsalar bile, gerek Türk-Amerikan dışpolitikasında gerekse Kuzey Irak'la ilgili politikamızda çok önemli sorunlar yaratmıştır ve bundan daha önemlisi, halkımızda, ordumuzda ve tüm insanlarımızda, onulmaz, derin bir hayal kırıklığına yol açmıştır.
Biz, iki gündür, bu derdimizi anlatmaya çalışıyoruz. İstedik ki, toplumun neredeyse tamamının ilgilendiği böyle bir konuyu, bir genel görüşme çerçevesinde buraya getirelim, enine boyuna konuşa-lım. Sayın Abdullah Gül, dün, burada, gündemdışı bir konuşmaya cevap niteliğinde olan kısa bir ko-nuşma yaptı ve öyle zannediyorum ki, hükümet, bu konuşmayla görevini tamamladığını düşünüyor; a-ma, topluma dönüp baktığımızda, halka dönüp baktığımızda ve her gün yaşanan gelişmeleri izlediği-mizde, bu konunun hiç de öyle geçiştirilebilecek bir konu olmadığı kendiliğinden anlaşılmaktadır.
Değerli arkadaşlarım, 11 askerimize reva görülen muamele, gerçekten, savaş ortamında esirlere bile reva görülen muamelenin ötesindedir; elleri, kolları bağlanmıştır, başlarına torba geçirilmiştir. Doğruluğunu, eğriliğini bilemiyorum. Keşke bir genel görüşme açılsaydı, keşke ilgili bakanımız burada olsa da aydınlatılsaydı, bazı askerlerimizin de kaburgalarının kırıldığına dair haberler var. Şimdi, bun-lar savaş ortamında bile yapılamayacak muamelelerdir; çünkü, bununla ilgili uluslararası anlaşmalar vardır.
Değerli arkadaşlarım, hükümet, bu askerlerimizin serbest bırakılmasını sağlamakla sorunun çözüldüğünü düşünmemelidir. Öncelikle, Amerika Birleşik Devletlerinin, mutlaka Türkiye Cumhuriyetinden, halkımızdan, ordumuzdan özür dilemesi gerekmektedir. Böylesine bir özür dileme gerçekleşmeden, her şey olmuş bitmiş gibi, oturup, Amerika Birleşik Devletleri yetkilileriyle müzakere etmek, bazı konuları konuşmaya başlamak bize göre son derece yanlıştır. Bu özür talebi, sadece muhalefet partisi olarak Cumhuriyet Halk Partisinin bir talebi değil halkımızın talebidir. Daha sıcağı sıcağına biraz önce beni ziyarete gelen Mersin Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı ve Yönetim Kurulu Üyeleri, Mersin Üniversitesi Rektörlüğü yayımladığı bir genelgeyle, Amerika Birleşik Devletlerinin, mutlaka halkımızdan, ordumuzdan, Türkiye Cumhuriyetinden özür dilemesini istemiştir. Buna karşılık, yine, bugün gazetelerde -dikkatinizden kaçmamıştır- çıkan haberlere göre, Amerika Birleşik Devletlerinin bir yetkilisi, bırakınız özür dilemeyi "biz, üzüntülerimizi bile beyan etmek durumunda değiliz" demektedir. Yine, Amerika Birleşik Devletlerinin Ankara Büyükelçisi "biz, olay meydana gelir gelmez bunun nedenlerini açıkça hükümete bildirdik" demektedir.
Değerli arkadaşlarım, öyle anlaşılıyor ki, Amerika Birleşik Devletleri özür dilemekten yana değildir. Peki, o zaman, biz, her şeyi sineye mi çekeceğiz?.. Ne yapalım, güçlü bir ülke başa çıkamayız deyip, boyun mu eğeceğiz?..
Değerli arkadaşlarım, yıllardır birlikte olduğunuz, müttefik ilişkileri içinde bulunduğunuz bir ülkeyle belli olmuştur ki, bırakınız stratejik ortaklığı, ortada bir ortaklık bile olmadığı anlaşılmıştır.
Şimdi, Irak olayı gündeme geldiği günden beri, Kuzey Irak'ta Türkiye'nin çıkarlarıyla Amerika Birleşik Devletlerinin çıkarlarının uyuşmadığı, karşı karşıya olduğu net bir şekilde
anlaşılmıştır. Bu çıkar çatışmasıdır ki, yaşadığımız son olayların nedenlerinden biridir. Bizim, orada, uzun zamandır, herkesin bilgisi dahilinde belli sayıda silahlı kuvvetlerimizin bulunduğu bilinmektedir. Bu, yıllardır böyle devam etmektedir. Bu askerlerimiz niçin orada bulunuyor, biz, niçin orada asker bulunduruyoruz; bunun nedenleri belli değerli arkadaşlarım: Bir; yıllarca mücadele ettiğimiz, binlerce vatan evladının ölümüne neden olan PKK-KADEK terör örgütünün faaliyetlerini izlemek için Türk Silahlı Kuvvetleri orada bulunmaktadır. Oradaki siyasî gelişmelerin Türkiye'yi yakından ilgilendirmiş olması nedeniyle orada silahlı kuvvetlerimizi bulunduruyoruz ve oradaki Türkmenleri korumak, kollamak üzere de silahlı kuvvetlerimiz orada görev yapıyor.
Şimdi, Amerika Birleşik Devletleri "artık, bu dünyanın kralı benim. Irak benden sorulur. Öyleyse, bu askerlerin orada ne işi var; bir an önce çıksın, gitsin" demektedir. Biraz önce saydığım hedeflerinden Türkiye vazgeçmiş midir vazgeçmemiş midir?
Değerli arkadaşlarım, bu yapılan ve halkımızda onulmaz yaralar açan muamele, insanlıkdışı davranış nedeniyle Amerika Birleşik Devletlerinden özür talebini açıkça gündeme getirdik mi getirmedik mi? Bunları biz öğrenmek istiyoruz.
Gene, bugün gazetelerde yer aldı, dikkatinizden kaçmamıştır, Amerika Birleşik Devletlerinin Ankara Büyükelçisi "Türkiye Hükümetinin koordinesinde -sevmediğim bir sözcük ama, ifade aynen olduğu oluğu için tekrarlıyorum- biz, PKK ve KADEK'le müzakereler yürütüyoruz" diyor.
Şimdi, gerçekten, Amerika Birleşik Devletlerinin de terörist bir örgüt olarak nitelediği PKK ve KADEK'le bir müzakere cereyan etmekte midir? Türkiye Cumhuriyeti Hükümetinin bilgisi dahilinde olduğu söylenen bu müzakerelerde neler konuşulmuştur ve bu müzakerelerle yakında hükümetin hazırlayıp Türkiye Büyük Millet Meclisine sunmak üzere olduğu yeni pişmanlık yasasının bir ilgisi var mıdır? Yani, bu yasa, PKK, KADEK yetkilileri ve Amerika Birleşik Devletleri yetkilileri arasında pişirilip, kotarılıp Türkiye Büyük Millet Meclisinin önüne mi gelecektir? Biz, bunları öğrenmek istiyoruz.
Gene, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olup, PKK'nın korkusuyla Kuzey Irak'ta yıllardır bulunan 10-11 000 civarındaki...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Özyürek, 1 dakika eksüre veriyorum; lütfen, konuşmanızı tamamlar mısınız...
Buyurun.
MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla) - Orada yaşamakta olan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının durumu nedir? Bunları Türkiye'ye getirmek üzere, hükümetimiz bir girişimde bulunmakta mıdır?
Limanların ve üslerimizin kullanılması noktasında, Resmî Gazetede yayımlanmayan bir kararnamenin alındığını, bir kararın alındığını biliyoruz; söyleniyor. Bunun kapsamı nedir, niçin Resmî Gazetede yayımlanmamaktadır ve son gelişmeler karşısında, hâlâ, uygulanmaya devam ediyor mu?
Bunun gibi pek çok soruyu, eğer bir genel görüşme açılmış olsaydı, iyi niyetle ve aydınlanmak amacıyla, hem milletin temsilcileri olarak hem de halkımız adına talep edecektik.
Sayın Başbakanımız "biz, devlet yönetiyoruz, bakkal dükkânı değil" diyorlar.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla) - Bitiriyorum Sayın Başkan.
Biz de biliyoruz, devlet yönetiliyor; ama, marifet odur ki, hem ulusun ulusal onurunu koruyacaksınız hem de devleti yöneteceksiniz.
HALİL AYDOĞAN (Afyon) - Öyle yapıyoruz zaten.
MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla) - Ne yazık ki, şu anda, halkımızın, ulusumuzun onuru ayaklar altına alınmıştır. Bunu, sadece ben söylemiyorum. "Dünyanın gözü önünde, başımızda çuval, ellerimiz bağlı, haysiyetimiz kırık bir şekilde dolaşıyoruz" diyen, size hiç yabancı olmayan Hasan Celal Güzel'dir. Yani, halkımızın her kesimi -burada parti farkı yok, burada ideoloji farkı yok; çünkü- Türk Milleti, haysiyetine dönük, ordusuna dönük bir tecavüz olduğu zaman, birlik olmak zorundadır. Bu birlik bugün sağlanmıştır; ama, ne yazık ki, şu Yüce Meclise gelip, konuyu enine boyuna görüşme, konuşma fırsatını bile hükümetimiz bizden esirgemiştir. Umarım ve dilerim ki, bu Meclisi yok görme hedeflerinden, alışkanlıklarından bir gün vazgeçerler; hep birlikte, ulusal meselelerimizi de burada görüşme fırsatını buluruz.
Hepinize saygılar sunarım. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.
|