AnasayfaÖzgeçmisimBasındaKitaplarKonuşmalarFotograflar
 

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi
Genel Kurul Tutanağı
22. Dönem 1. Yasama Yılı
102. Birleşim 03/Temmuz /2003 Perşembe

CHP GRUBU ADINA MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; tabiî sayın sözcünün ifade ettiği gibi, bazı sorunları çözmek üzere düzenlenmiş bir madde olmakla beraber, işgali teşvik eden, işgal yapanların ödüllendirildiği bir düzenleme ne yazık ki. İşgal edilmiş araziler, vakıf arazileri Hazineye devredilecek, Hazineden, üzerinde işgal olmayan, temiz arazi devralınacak.
Şimdi, hep bildiğimiz bahane, hep bildiğimiz gerekçe; ne yapalım, işgale uğramış... Tabiî "ne yapalım, işgale uğramış" mantığını kullandığımız andan itibaren, sürekli, işgali teşvik etmiş oluyoruz. Nitekim, bu konuyu görüşmeye başladığımız andan itibaren de, pek çok yeni vakıf arazisi, hazine arazisi işgale uğruyor; yani, Türkiye'yi ya bir hukuk devleti yapacağız, kanunların hâkim olduğu bir devlet olacak, herkes hukuka uyacak, kanuna uyacak veya işgal eden, kanuna uymayan ödüllendirilecek. Şimdi tercih ettiğimiz yol, işgalciyi, yasadışı uygulamaya başvuranı ödüllendirme yoludur. Bu yollar, gerçekten, son derece yanlıştır. Ne yazık ki, Türkiye'yi, zaten hukuk devleti olup olmadığı çok ciddî tartışılır ama, kanun devleti olmaktan da çıkaran bir noktaya, getiriyoruz. Kanunlar var, kanunları uygulayamıyoruz, kaçak binaları yıkamıyoruz, işgale karşı duramıyoruz, öyleyse, bu fiilî durumu, bu yasadışı, hukukdışı durumu legalize edelim; ne yapalım; af çıkaralım... O bakımdan, bu mantık, kesinlikle yanlıştır değerli arkadaşlarım.
Değerli arkadaşlarım, bu madde üzerindeki görüşümü belirttikten sonra, Meclisin çalışma yöntemiyle ilgili olarak, izninizle bir iki noktaya dikkatinizi çekmek istiyorum.
Şu anda, toplumun çok önem verdiği, sit alanlarını imara açan, bazı işgal edilmiş alanlara af getiren çok önemli bir düzenlemeyle karşı karşıyayız. Çok saygı duyduğum Sayın Bakanımız orada oturuyor; elbette, Millî Savunma Bakanı vekâlet edebilir; ama, konunun içinde değil, konunun sahibi değil; Komisyonun Başkanı yok, Başkanvekili yok; arkadaşlarımız burada oturuyor.
Dün, bu tasarının önemli maddelerini komisyon geri çekti. Şu anda, yukarıda, Komisyonda, bu geri çekilen maddeler görüşülüyor; bir yandan da, biz, burada önemli maddelerini atladık, başka maddelerini görüşmeye başladık. Mümkündür ki, Komisyondan gelecek maddelerle burada yapacağımız düzenlemeler arasında önemli çelişkiler ortaya çıkabilir; bunları bilmiyoruz. Şimdi, böylesine belirsiz, böylesine flu bir ortamda Meclis çalışması, inanmanızı isterim ki, bu Meclise itibar kaybettiriyor değerli arkadaşlar. Bu Meclisi, planlı, programlı, düzenli çalıştırabilirsek bundan puan kazanırız; ama, telaş içinde, yarısı yukarıda görüşülür, yarısı aşağıda görüşülür, dumanı doğru çıksın kabilinden, bir Meclis çalışmasından hiç kimseye hayır gelmez. Sayın Başkanımız ara verdiler, belki Komisyon gelir diye; Komisyon, yine gelmedi... Yine, böyle bir karambolde, bir karanlık uçuş içerisinde yolumuza devam ediyoruz.
Biz bunları söylediğimiz zaman "muhalefet bizi engelliyor, muhalefet bizi kıskanıyor" gibi sözleri, sayın bakanlarımız, burada söyleyip söyleyip çekip gidiyorlar; ama, geceyarılarına kadar sizler bu Meclisin kahrını çekiyorsunuz.
Değerli arkadaşlarım, bu yol, yol değil; bu çalışma, çalışma değil. Biz, Danışma Kurulunda, tatilde de -yani, Meclisin fiilen tatile girmesi, hukuken tatile girmesi gereken 1 Temmuzdan itibaren de- Meclisin çalışması yolunda oy verdik. Meclis çalışsın, biz çalışmaktan kaçmıyoruz; ama, üretici olsun, ama verimli olsun, ama sonuç alsın. Dostlar alışverişte görsün diye burayı çalışıyor gibi göstererek, birbirimize eziyet etmenin, birbirimizi yormanın, hırpalamanın hiçbir yararı yoktur.
Özellikle hükümetin, önce, bu tatilde neyi yapmak istediğini, bu Meclisten neyi geçirmek istediğini belirlemesi lazım. Hükümet, kendi kafasında kararlaştırmadığı konuları buraya getiriyor. Kamuoyu, aylardır, doğal SİT alanları yapılaşmaya açılacak mı açılmayacak mı; bunu tartışıyor. Komisyon geri çekiyor; haber aldığımıza göre, ondan vazgeçiyor; yani, SİT alanlarını imara açmaktan vazgeçiyor, ileride başka bir kanunla birlikte getireceğim diyor.
Değerli arkadaşlarım, peki, böyle yapacak idiyseniz, kamuoyunda, bu ülkenin güzelliklerini, doğal alanlarını imara açan konuma düşmekten hangi yararı, hangi kârı elde ettiğinizi, doğrusu, ben anlayabilmiş değilim; yani, belli çevrelerin tenkidini almak, eleştirisini almak, size bir pay çıkarıyorsa, mesele yok; ama, doğrusu, bakıyorum, bakıyorum, bundan Adalet ve Kalkınma Partisinin ne gibi bir yarar sağladığını düşünüyorum; ben, bir yarar görmedim. Bizi uğraştırıyorsunuz, kendinizi yoruyorsunuz. Hadi, emeklerimiz helal olsun; ama, bütün kamuoyunda, işte, bunlar, doğal SİT alanlarını, o güzelim doğa parçalarını yapılaşmaya açıyorlar diye, aylardır konuşuyoruz. Şimdi bunu geri çekiyorsunuz, şimdi bundan vazgeçiyorsunuz. Bir karar verin, ne yapmak istiyorsunuz; o karar doğrultusunda da, biz, burada, birlikte çalışalım. O nedenle, bunun doğru yol olmadığını üzüntüyle söylüyorum.
Ayrıca, hükümetin de ne yapmak istediğini, bu Meclisi, burada, tatil boyunca, seçmeninden, vatandaşından uzak tutarak, hangi amaca varmak istediğini, doğrusu, ben, anlayabilmiş değilim; bir anlayan varsa, gelsin burada anlatsın.
Bir de, şunu istirham ediyorum; elbette vekâlet edilir, bir bakan olmadığı zaman, onun yerinde bir başka bakan olur; ama, lütfetsin şu bakanlarımız da, kendilerinin hazırladığı, kendilerinin önem verdiği tasarılar görüşülünceye kadar, komisyonla beraber, şurada otursunlar; buradaki eleştirileri değerlendirsinler, önerileri varsa onları söylesinler, bize yanıt versinler.
O nedenle, ben, hükümetin, Meclisi ciddiye almadığını görüyorum. Bundan büyük üzüntü duyuyorum. Kamuoyundan, Meclise, millî iradeye saygı bekliyoruz; öncelikle, ilgili bakanlarımız bu millî iradeye saygılı olsunlar, Meclise saygılı olsunlar.
Bu duygu ve düşüncelerle hepinizi saygıyla selamlıyorum. Herkesi daha ciddî olmaya, daha verimli çalışmaya davet ediyorum.
Saygılar sunarım. (CHP sıralarından alkışlar)