AnasayfaÖzgeçmisimBasındaKitaplarKonuşmalarFotograflar
 

Türkiye Büyük Millet Meclisi
Genel Kurul Tutanağı
22. Dönem 2. Yasama Yılı
111. Birleşim 07/Temmuz /2004 Çarşamba


MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) - Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri, hepinizi saygıyla selamlıyorum. Sayın Özay da anlattı konunun önemini. Burada, önemli bir tesadüfü birlikte yaşıyoruz; Sayın Bakanımız, zannediyorum, 1990 yılında da İçişleri Bakanıydı. Sayın Bakanımız, beni, belediye meclisi üyeliğinden alan Bakandır. İsmail Özay arkadaşımız Çanakkale Belediye Başkanıydı. O zamanki Cumhurbaşkanı Sayın Özal'ın 18 Mart töreni nedeniyle Çanakkale'yi ziyaretinde, ayağa kalkmadı diye görevden alınmıştım. O zaman Sayın Bakanımız görevde değildi; yani, görevdeydi de, görev başında olmadığı için vekâleten bir başkasının imzası var; ama, benim görevden alınma kararımda Sayın Bakanın imzası vardır.
Değerli arkadaşlarım, Sayın Özay nezaket gereği söylememiştir; ama, şimdi, bir tören, dışarıda yapılan bir törende bir belediye başkanı ayağa kalktı kalkmadı diye görevden alınabiliyorsa, demek ki, bu madde çok keyfî şekilde kullanılabilir. Şimdi, benim görevden alınmamı, belki, biraz belediye dışı diye niteleyebilirsiniz; ama, gerçekten, belediye başkanı -bir siyasal parti adına seçilmiş- bir törende kendi demokratik hakkını kullanmış, ayağa kalkmamış. Şimdi, bunu, belediyecilikle ilgili bir olaya bağlayıp görevden almak, gerçekten, müthiş bir keyfî takdirdir. Görevden alındığı zaman, ben de o zaman İstanbul Anakent Belediye Meclisi üyesiydim. Burada Sayın Koral varsa birlikte belediye meclisinde görev yapmıştık- hatırlayacaklardır. Biz, Sayın Özay'ın görevden alınmasının yanlış olduğunu ifade eden bir konuşma yapmıştık. O zamanki Doğru Yol Partisinin İl Başkanı, şimdi Adalet ve Kalkınma Partisinin Şişli belediye başkan adayı Muhsin Divan da beni teyit eden bir konuşma yapmıştı. İki gün sonra, bir baktık, bizi palas pandıras belediye meclisi üyeliğinden uzaklaştırdılar. O zaman biraz merak edip araştırmıştım; çünkü, belediye meclisi üyesinin görevden alınması çok bilinen bir olay değildir; yani, çok azdır, çok nadirdir. O bakımdan, Sayın Bakan sayesinde belediye tarihine geçmiş olmaktan da son derece mutluyum. Şimdi, geriye dönüp baktığımda, Sayın Özay, bugün de, o günün şartları içinde, biraz, bir belediye başkanını belki tabir tam o değil ama istiskal eden bir tavır karşısında, ayağa kalkmamak suretiyle, önemli bir tavır koymuştu. Biz de, bir konuşma yapmak suretiyle, bir destek sağlamıştık. Sayın Özay, öyle inanıyorum ki, bu konuşmayı aynen yapar, o tavrı aynen sergiler; ben de o konuşmayı yaparım; ama, şimdi Sayın Bakandan öğrenmek istiyorum; acaba, hâlâ, bizleri görevden alırlar mı?
Değerli arkadaşlarım, tabiî, Türkiye'de çok şeyin değişmiş olmasını umuyoruz, böylesi olayların yaşanmamasını diliyoruz. Şimdi, yaptığımız olayın çok masumane olduğunu şuradan söyleyeyim. Sayın Koral, bizim bir Adalar Belediye Başkanımız vardı, öldü, Allah rahmet eylesin. Şimdi, bize yöneltilen suçlama da şuydu: Cumhurbaşkanına hakaret ettiniz. Belediye Başkanımız tabiî, arkasından savcılığa da gittik- savcılıkta ifade verdi, dedi ki: "Evet, Sayın Özyürek, bana göre ağırca bir konuşma yaptı; ama, ben, yıllardır birlikte çalışıyorum, hiçbir zaman hakaret ettiğine tanık olmadım".
O arkadaşımızın ifadesiyle dava açılmaktan kurtulduk. Daha sonra, idare mahkemesinin kararıyla da, belediye meclisi üyeliğine tekrar döndük. Bu madde vesilesiyle bu olayı tekrar hatırlatmamızın nedeni, böylesi olaylar yaşanmasın; insanlar, siyasî nedenlerle görevden alınmasın. Bu madde, bu şekliyle, böylesi davranışlara, bakanın böylesi tasarruflarına izin veren bir maddedir. O nedenle, biraz sonra bir önergemiz gündeme gelecek; onu kabul ederseniz, destek olursanız böylesine keyfî, siyasî takdirlerin önüne geçmiş oluruz. Bu önemli tesadüf vesilesiyle, madde hakkında görüşlerimi sizlerle paylaşmak istedim; hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)