|
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Genel Kurul Tutanağı
22. Dönem 1. Yasama Yılı
35. Birleşim 20/Şubat /2003 Perşembe
Sayın milletvekilleri, kanunun tümü üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, Mersin Milletvekili Mustafa Özyürek; buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)
CHP GRUBU ADINA MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Cumhurbaşkanı tarafından veto edilmiş bulunan Vergi Barışı Kanunu hakkında söz almış bulunuyorum; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlarım, âdeta, sürekli bütünlemeye kalan öğrencilere döndük. Önce kanunu buradan geçiriyoruz, daha sonra Sayın Cumhurbaşkanı iade ediyor, aynı konuları, aynı maddeleri tekrar burada görüşmek durumunda kalıyoruz. Böylece, hem Yüce Meclisin güvenirliliği konusunda tereddütlere sebep oluyoruz hem de zamanımızı boşa harcıyoruz.
O nedenle, kanunları hazırlarken, kanunları komisyonlarda ve Yüce Mecliste görüşürken, usul hükümlerine, hukukun temel ilkelerine uymamız gerekir. Uymadığımız takdirde ne oluyor; bugün yapmakta olduğumuz gibi, aynı konuları tekrar tekrar burada görüşmek durumunda kalıyoruz. Bu ilk kanun değil, Meclisimiz açılalı daha üç ayı doldurmadı, mali milatta olduğu gibi, diğer bazı kanunlarda olduğu gibi, aynı konuları tekrar tekrar görüşmek durumunda kaldık ve ne yazık ki, Sayın Cumhurbaşkanının geri çevirmesi, iktidar tarafından, Meclis çoğunluğu tarafından sıradan bir olaymış gibi değerlendiriliyor. Deniliyor ki "Cumhurbaşkanı geri gönderir, biz, virgülüne dokunmadan kendisine iade ederiz" ve ne yazık ki, bu açıklamalar, yani "virgülüne dokunmadan iade ederiz" açıklamaları, daha Cumhurbaşkanımızın iade gerekçesi okunmadan ifade ediliyor.
Şimdi, Cumhurbaşkanlığı bir makam, Anayasamızda yeri olan bir organ. Oradan bir kanun geri çevrilmişse, mantık neyi gerektirir; bu geri çevirme gerekçesi ayrıntılarıyla incelenmeli, orada gerçekten üzerinde durulması gereken noktalar varsa onlar düzeltilerek kanun yeniden oluşturulmalıdır; ama, burada da, daha ajanslardan vergi barışı yasasının geri çevrildiği haberi çıkar çıkmaz hükümet yetkililerinden "virgülüne dokunmadan iade edeceğiz" ifadesi geliyor. Bu doğru değildir arkadaşlarım. Anayasal düzende organlar arasında uyumu sağlamak hepimizin görevidir.
Cumhurbaşkanımız son derece değerli bir hukukçudur, her konuyu enine boyuna ciddî şekilde değerlendirmektedir. İade ettiği kanunlarla ilgili yeni baştan bir değerlendirme yapılması ihtiyacı vardır.
Belki, virgülüne dokunmadan kanunu yeniden çıkarmak suretiyle Sayın Cumhurbaşkanının ikinci kez veto etmesini engelliyorsunuz; ama, Anayasa Mahkemesinin yolunu da aralıyorsunuz. O nedenle, yasaları hazırlarken, yasaları burada görüşürken, mutlaka ve mutlaka, temel hukuk ilkelerini, usul hükümlerini göz önünde bulundurmamız gerekiyor.
Değerli arkadaşlarım, kanun yapmak sıradan bir iş değildir. Kanunlar, toplumun hayatını, toplumsal yaşantıyı etkileyen, düzenleyen kurallardır. Özellikle vergi kanunları, insanların cebinden para almak veya bugün görüşmekte olduğumuz vergi af kanununda olduğu gibi, insanların cebine para koymak gibi, son derece önemli, herkesi çok yakından ilgilendiren, milyonlarca mükellefin meşgul olduğu konulardır. Böylesi konularda işi aceleye getirmek, gerekçeleri dikkate almamak, hiçbirimize bir şey kazandırmaz. Keşke hükümet, keşke Plan ve Bütçe Komisyonunun çoğunluğu "biz, virgülüne dokunmadan bu kanunu Cumhurbaşkanına tekrar göndereceğiz" anlayışında değil de "bu kanunun eksikleri var, bu kanunun yanlışları var, bunları elbirliğiyle düzeltelim" anlayışında olsaydı ve Cumhuriyet Halk Partisinin, gerek Plan ve Bütçe Komisyonunda gerekse kanunun ilk kez burada görüşülmesi sırasında ileri sürdüğü görüşlere itibar etseydi, bu kanunu, daha güzel, daha mükemmel, daha kolay uygulanır bir şekilde çıkarma şansına sahip olurduk; ama, ne yazık ki, bu şansı yakalayamadık. Yine eller kalkacak, daha önce yaptığımız yanlışı, yanlışlığı Cumhurbaşkanımızın vetosuyla ortaya çıkmış olan bir kanunu, yine, aynen kabul edeceğiz.
Değerli arkadaşlarım, Cumhurbaşkanımızın tutumuyla ilgili, Cumhurbaşkanımızın iktidarın bazı tasarruflarına dönük değerlendirmeleriyle ilgili, Meclis çoğunluğunda, AKP iktidarında çok yanlış bulduğumuz bir anlayış var. Deniliyor ki: "Cumhurbaşkanı, bizim işimizi güçleştirmek için kanunları geri çeviriyor. Cumhurbaşkanı, bizim beyin takımı kurmamıza engel oluyor, onun için bazı atamalarımızı geri çeviriyor."
Değerli arkadaşlarım, şu ana kadar önemli atamalar yapılmıştır; atamaları görüyoruz. Bu atamaların büyük kısmı, ya bakanlarımızın yakınları ya AKP'li milletvekillerinin akrabaları, eş dost!.. Yani, eşi dostu bir araya getirmek, beyin takımı kurmak mıdır?! (AK Parti sıralarından "Ne alakası var" sesleri) Şimdi, şöyle bir alakası var değerli arkadaşlarım: Sayın AKP Genel Başkanından pek çok yetkiliye kadar açıklamalar... (AK Parti sıralarından "Ak Parti" sesleri)
REYHAN BALANDI (Afyon) - AK Parti!..
MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla) - AKP değerli arkadaşlarım, AKP... (AK Parti sıralarından gürültüler)
Şimdi, bu terminolojiyi laf atarak çözemeyiz. Onun için, biz "AKP" demeye devam ediyoruz, siz, zaman içinde öyle işler yaparsınız ki, millet de döner, size "AK Parti" der...
İNCİ GÜLSER ÖZDEMİR (İstanbul) - Diyor zaten!
MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla) - ...ama, şu ana kadar, size "AK Parti" demiyor ne yazık ki, çünkü, yaptığınız tek şey partizanlıktır!.. (CHP sıralarından alkışlar)
Değerli arkadaşlarım, yani "beyin takımı kuracağız" diye yola çıkıyorsunuz, peki "beyin takımı" sadece sizlerin yakınlarınız mı demek?!
MUHARREM KARSLI (İstanbul) - Nereden çıktı bu?!
MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla) - Evet, isim isim sayarım. (AK Parti sıralarından "say" sesleri) Bakanların akrabalarını atadığınızı kabul ediniz.
BAŞKAN - Sayın Özyürek, bir dakikanızı alabilir miyim.
MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla) - Tabiî, Sayın Başkan, buyurun.
BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, lütfen, hatibi dinleyelim; söz sırası Adalet ve Kalkınma Partisi Grubuna geldiğinde, sözcüleriniz tarafından cevap verilsin. Lütfen dinleyelim. (CHP sıralarından alkışlar, AK Parti sıralarından "Vergi konusuna gelsin" sesleri)
MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Ben de bu Meclisin Meclis Başkanvekilleri tarafından yönetilmesi taraflısıyım; ama, şurada yaşadığımız olayda görülüyor ki, burada oturan milletvekillerimiz burayı yönetmeye kalkıyorlar. Hepimizin görevi başka değerli arkadaşlarım. Milletvekilinin görevi kalkıp burada konuşmaktır, bu Meclisi yönetme görevi Meclis Başkanının işidir. Onun için, böyle laf atarak benim insicamımı bozamazsınız; ama, sadece vakit kaybederiz.
Şimdi, benim belirtmek istediğim nokta şudur: Evet, dünyanın her yerinde bürokrasi çok önemlidir. Bürokrasiye getireceğiniz insanlar nitelikli insanlarsa, üretken insanlarsa, dürüst, namuslu insanlarsa mesele yok; ama, görevini yapan insanları, sırf "bizim takımdan değildir" diye alırsanız, onun yerine de eş-dost yakınlarını getirirseniz, bunun adına beyin takıma kurmak değil, bunun adı bal gibi partizanlıktır. (CHP sıralarından alkışlar)
ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) - Vergi barışıyla ne alakası var!
MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla) - Şimdi, vergi barışına gelelim.
Olay şu değerli arkadaşlarım: Niçin bunu anlatıyorum: Cumhurbaşkanımızın tasarruflarını, yani veto gerekçesini önemsememiz gerektiğini belirtmek için anlatıyorum; cumhurbaşkanımız bir atamayı geri çeviriyorsa, bunun da bir nedeni vardır diye değerlendirin, yanlış yapmayın, kurumlar arasında gereksiz çatışmalara, gerginliğe yol açmayın demek için bunları anlatıyorum. Yoksa, atamalarla ilgili konular da yakında Meclis gündemine gelecek, orada kim kimin yakını olduğu için belli noktalara gelmiştir, onları da ayrıntılarıyla sizlere anlatacağız.
Değerli arkadaşlarım, tekrar görüşmekte olduğumuz vergi barışıyla ilgili olarak, öncelikle, birinci mesele, bu kanun, bir barış filan değil. Bu kanun, bir af yasası. O nedenle de cumhurbaşkanımız, af yasasının kabulünde gerekli olan nitelikli çoğunluğun burada aranmasını istemiştir. Yani, affın adını barış şeklinde değiştirmek suretiyle nitelikli çoğunluktan kurtulmak mümkün değildir, nitekim bu, cumhurbaşkanımızdan o nedenle geri çevrilmiştir. Eğer, burada, tekrar nitelikli çoğunluğu sağlamadan bu kanunu sonuçlandırırsak, bu, Anayasaya aykırı olur, bu, Anayasa Mahkemesinden döner.
Af kanununa "erteleme" demek, vergi affına "vergi barışı" demek onun niteliğini değiştirmez. Bu, esas itibariyle bir af kanunudur ve nitelikli çoğunluk aranması gerekmektedir.
Şimdi, vergi affını çıkarmanın yanlış bir şey olduğunu bu hükümetin yetkilileri de açıklamışlardır. Sayın Maliye Bakanımız demiştir ki: "Bundan sonra Anayasada bir değişiklik yapacağız vergi affı çıkarılmasını önleyeceğiz."
Peki, vergi affı çıkarılması sakıncalı, yanlışsa niçin siz vergi affı çıkarıyorsunuz? "Biz çıkardık; ama, bizden sonra gelenlerin çıkarmasını Anayasayı değiştirerek önleyeceğiz." Bu doğru bir yaklaşım değil arkadaşlarım. Anayasayı filan değiştirmeye lüzum yok; vergi affını, hükümet olarak tasarıyı getirmezsiniz buradan da çıkmaz; ama, öncelikle şu nitelikli çoğunluğu, beşte 3 çoğunluğu bir arayalım, ona göre yasa yapalım daha sonra Anayasaya göre engelleme noktasına gidelim.
Bir diğer önemli nokta: Vergi affı meselesinde hükümet önce çok büyük kaynak sağlayacağını umarak yola çıkmıştır; ama, zaman içinde rakamlar ortaya çıktıkça anlaşılmıştır ki, buradan öyle büyük bir gelir filan gelmez. Zaten krizin altında ezilmiş, siftah yapmadan kepenk kapatan esnafın yeni bir vergi vermesi, ister adına "af" getirin, ister ne getirirseniz getirin mümkün değil.
Kimlerin vergi borcu var değerli arkadaşlarım, bunun kompozisyonuna bir bakmak lazım: Önce kamu kuruluşlarının, belediyelerin, KİT'lerin borcu var. Peki, bunlar zaten büyük bir sıkıntı içindeler, hazineden para gelmedikçe yeni bir ödeme yapabilirler mi?.. Yapamazlar. Kimlerin vergi borcu var; batakçı, hayalî ihracatçı, naylon faturacıların vergi borcu var. Bunların bir kısmını koydunsa bul, zaten batmış; bir kısmı Egebank gibi, Etibank gibi uydurma batmış bankaların iştiraklerinin vergi borcu var. Bunlar, zaten, iflas etmiş, tasfiyeye girmiş; kimden, ne alacaksınız! Geriye kala kala, namuslu, dürüst, günü gününe işlerini götürmeye çalışan esnaf kalıyor, tüccar kalıyor; onlardan da fazla bir şey çıkmaz. Nitekim, IMF ile yapılan müzakereler sırasında, bu yolla toplanacak gelirin 1 katrilyon civarında olacağına dair çeşitli rakamlar ortaya atılmıştır ki, bize göre de, burada, 1 katrilyondan fazla bir gelir sağlanamaz.
Değerli arkadaşlarım, Cumhuriyet Halk Partisinin vergi barışıyla ilgili temel görüşlerini, Plan ve Bütçe Komisyonunda arkadaşlarımız ifade ettiler ve ilk görüşmesinde de, yine, burada, Cumhuriyet Halk Partisinin sözcüleri belirtti. Kısaca, bir kez daha tekrarlamak istiyorum: Biz, 2001 yılında, 2002 yılında büyük bir kriz yaşamış ülkemizde, namuslu, dürüst mükelleflere vergi borçlarını ödeme konusunda bir kolaylık getirilmesinden yanayız. Ama, biz, bu vesileyle, naylon faturacıların affedilmesine kesinlikle ve kesinlikle karşıyız. (CHP sıralarından alkışlar) Biz, bu vesileyle, hayalî ihracatçıların affedilmesine kesinlikle karşıyız.
Şimdi, bir beyaz sayfa açmak, bir af getirmek, ancak, yeni bir düzene geçiyorsanız, mevcut çarpık düzeni ortadan kaldırıp, tutarlı, kalıcı, adil bir vergi reformu yapıyorsanız ihtiyaçtır; ama, siz, vergi reformunu yapmıyorsunuz, yeni bir vergi düzenini ortaya koymuyorsunuz; sadece afla başlıyorsunuz. Belki, biraz sonra, Sayın Maliye Bakanı gelir buraya, der ki:" Yakında vergi reformuyla ilgili tasarıyı da getireceğiz."
Önce, siz, tasarıyı bir getirin, bir görelim, ondan sonra geriye dönük bir beyaz sayfa açma ihtiyacı varsa, onu da açarız.
Malî miladı kaldırdık; yerine ne koyduk; ne koyacağız; belli değil. Yeni bir düzen getirmiyoruz, vergi sistemimizdeki çarpıklıkları giderecek önlemler almıyoruz; ama, vergi affı getiriyoruz. Bu mantık yanlış değerli arkadaşlar; bu mantık, doğru değil.
Şimdi, vergi sistemimiz, öylesine çarpıklaşmış ki, gerçi, hükümetimiz, biraz önce Sayın İçişleri Bakanımızın da açıkladığı gibi, henüz Amerikalı askerlerin Türkiye'ye kabulüyle ilgili bir tezkereyi Meclise getirmedi ve böyle bir karar çıkmadı, ama, gazetelerden, televizyonlardan izliyoruz ki, Amerikalı askerler geldiler, İskenderun'a indiler, yerleştiler.
Şimdi, haydi Türkiye'ye yerleştiler, o başka bir konu; dışişleri konuları görüşürken tartışırız;ama, bunların talepleri nedir, biliyor musunuz değerli arkadaşlarım; "Türkiye'de benzinin üzerinden o kadar yüksek vergi alınıyor ki, şu ÖTV'yi düşürün de biz ucuz benzin alalım" diyorlar ve gene bugün gazetelerde var; "o kadar yüksek KDV alıyorsunuz ki, şu KDV'yi ucuzlatın" veya "KDV'siz mal almak istiyoruz" diyorlar.Yani, devlet olarak, Türk vatandaşlarını o kadar güç durumda bırakıyoruz, o kadar yüksek vergiler alıyoruz ki, dışarıdan gelen birisinin gözüne bu, hemen batıyor.
Onun için, işte "af çıkaracağız, vergi reformu yapacağız" filan demeden önce, artık, vergi kaçırmanın kapısı haline gelmiş bulunan, insanları vergi kaçırmaya teşvik eden...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Özyürek, konuşmanızı tamamlamanız için size 2 dakika ek süre veriyorum.
Buyurun.
MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla)- Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Vergi kaçırmanın kapısı haline gelmiş olan şu yüksek KDV oranlarını bir indirelim. Bunun için, öyle, kanun çıkarmaya filan da lüzum yok; hükümet, bugün bir kararname çıkarır, KDV oranlarını sıfıra kadar indirebilir.
Benzinin içindeki yüzde 70'e varan vergileri indirmek için de kanun çıkarmaya filan lüzum yok; oturursunuz, bir kararname çıkarırsınız, bunları makul düzeye indirirsiniz. Zaten, artık, vatandaşımız bunlardan şikâyetçi, yani, bu, elin gavuruna karşı mahcup oluyoruz, Amerikalılara karşı mahcup oluyoruz. Gelin, şu vergi oranlarını makul bir düzeye indirin de, Amerikalılara karşı yüzümüz kızarmasın değerli arkadaşlarım!
Değerli arkadaşlarım, tabiî, vergi reformu, vergi düzenlemeleri, çok önemli işlerdir, bunlar yapılmalıdır, bunları yaptıktan sonra af düşünülmelidir. Biz, işi tersine aldık, önce affediyoruz, sonra vergi kanunu getireceğiz diyoruz. Önemli olan, bugün, artık, vergi kanunu değildir, önemli olan, vergi kanunlarını düzenlemek değildir; önemli olan, harcamalardaki israfı ve suiistimali önlemektir. Şimdi, benim, hep yaptığım bir benzetmeyle, testi kırık değerli arkadaşlarım. Bu kamu düzeni su tutmuyor. Siz, vatandaştan astronomik vergiler topluyorsunuz, o kırık testiye dolduruyorsunuz. Yani, israfa, suiistimale boğulmuş olan devlet çarkının içine bu paraları atıyorsunuz, bunların hepsi boşa gidiyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Özyürek, lütfen konuşmanızı tamamlar mısınız.
MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla) - İzin verir misiniz Sayın Başkanım, tamamlıyorum.
Onun için, bugün artık çağımızda, vergi reformu değil, öncelikli olan, harcama reformudur. Yani, harcamalarda saydamlıktır, harcamalarda israfı önlemektir, harcamalarda yolsuzluğu önlemektir.
Vatandaş; ben, vergimi veriyorum da, vergim kimlere gidiyor; vergim hırsızlığa, yolsuzluğa, suiistimale gidiyorsa, ben niçin vergi veriyorum diyor. Onun için, biz diyoruz ki; geliniz, önce, şu dokunulmazlıkları bir kaldıralım, kim yolsuzluğa, kim hırsızlığa karışmışsa hesabını soralım; vatandaş, dürüst, saydam, hiç kimsenin yaptığının yanına kâr olmadığı bir düzeni görsün, gönül huzuruyla vergisini ödesin; ondan sonra da, vergi reformunu, vergi affını düşünelim.
Biz, içinde büyük tutarsızlıklar taşıyan, Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından önemli maddeleri veto edilen bu kanunun tekrar oylanması sırasında, ne yazık ki, olumlu oy veremeyeceğiz ve bu kanunun eksik noktalarını, eğer aynen geçerse, Anayasaya aykırı noktalarını, Anayasa Mahkemesine götürme konusunda gerekli değerlendirmeleri yapacağız.
Bu vesileyle, hepinize saygılar sunuyorum.
Müsamahanız için teşekkür ediyorum Sayın Başkan. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Özyürek.
|